Esra Ablanın Kölesiyim

İlkokul ve ortaokuldayken şubat tatillerinde dayıma giderdim. Gündüzleri evde dayımın kızı Esra ablayla kalırdık. Esra abla benden 4 ıslak büyüktü, çocukluğumuzdan beri hep oyun oynadığımız için fazla yakındık. Yere oturup monopol oynardık. Karşıma eteğiyle otururdu. Oyuna kendini kaptırınca eteği yukarılara doğru sıyrılır beni çılgın ederdi. Benim baktığımı ayrım fiyat ama bişey söylemezdi. Kimi kendi pulunu ayağıyla ilerletirdi, biçimli ayakları ve açılan eteğiyle müthiş bir görünüm oluşurdu. O aka olduğu için genelde hep oyunda daha iyi durumda olurdu. Onun oteline geldiğimde fazla nakit ödemem gerekirdi, o kadar param olmadığı için iflas durumuna gelirdim ama oyun bitmesin diye ona yalvarır ne istersen yaparım derdim. Kimi bana makyaj yapmak isterdi, kimi kendi elbiselerini giydirir öyle oynamamı isterdi. Ona yalvarmam hoşuna giderdi, oyunda fena duruma fikir başla bakalım yalvarmaya beni ikna edersen devam ederiz derdi. Bir gün ben tekrar yalvarırken “oradan olmaz, ayaklarımın dibine eğil ve öyle yalvar” dedi. Ben ayaklarının önünde diz çöktüm, gözümün önünde bir çift fazla güzel ayak duruyordu. Sonra ayaklarını öpmemi istedi. Ayağının üstüne bir öpücük kondurdum. O günlük kabul etti. Artık pişti, kız tavlası, her oyun yalvarma seansına dönüşüyordu.

Ertesi gün ayaklarının altını öpeyim diye yalvarmaya başladım. Yere yattım ve o her ayağının altını 10ar kez öpmemi istedi. Tam başlamıştım kapı çaldı ve aynı apartmanda oturan arkadaşı burçak abla geldi. Onlar biraz konuştuktan sonra bana dönüp hadi yat yere dedi. Esra abla cezamı burçak ablaya anlattı ve fazla güldüler, bense yerin dibine geçmiştim. Ama kızın da hoşuna gitti ve cezamı çekmem gerektiğini söyledi. Yere yattım, Esra abla gelip ayağının altını öptürmeye başladı. İlk ayak bitince “cezanın kalanını burçak versin” dedi. Ben kabul etmedim ama burçak abla çorabını çıkarmıştı bile. Esra abla zorla beni onun oturduğu yere çekti, koltuğun altında kafamı onun ayaklarına bastırdı. Tamam bırak öpücem dedim. Kız ayağını uzattı ve öpmeye başladım ama Esra abla “ayağının altını öpeceksin” diye araya girdi, baştan saymaya başladı. İşim bitince oyun oynayalım dediler. Onlar iki kardeş prenses oldular ben de uşakları sebastiyan. Esra ablamın elbiselerini giyip, takılar takıyorlardı. Sözde bir davete gideceklerdi ve hazırlanıyorlardı. Bana sürekli buyruk veriyorlardı. Uşak şu ojeyi ver, sebastiyan al çoraplarımı getir onları giymek istiyorum, kraliçenin (yengemin) topuklu ayakkabılarından getirip giydirmemi istiyorum gibi. Davete giderken ben arabacı oluyordum. Kanepeye 2 iskemle koyup otomobil yapıyordum. Kanepeye çıkmak için beni yere yatırıp üstüme basıp çıkıyorlardı. Dönüşte her şey bilakis işliyordu. Benden ayakkabılarını, çoraplarını çıkarmamı istiyorlardı. Oyunda gece olunca onlar yatağa yatıyordu ben yere. Sabah uyanıp benden yüzlerini yıkamak için su istediler. Tabi ki sadece bununla kalmayıp ayaklarını da yıkamamı istediler. Banyodan getirdiğim abes leğende sözde ayaklarını yıkadım. Yengemin kurabiyeleriyle kahvaltılarını yaptılar ama benim yemem yasaktı. Bana az evvel ayaklarını soktukları leğenin içine kırıntılarını atıyorlar, ayaklarıyla ezip öyle yediriyorlardı. Esra ablam çubuk krakerleri ayak parmaklarının arasında bana uzatıp ağzımla aldırıyordu. Sonraki gün sinemaya gideceklerdi. Burçak abla kapıya gelince Esra ablam kapıyı açıp beni çağırdı, ben emekleyerek gelip ayaklarının dibinde ona hoş geldin dedim. Kız “bu hala böyle sürünüyor mu” dedi ve gülüştüler. Burçak abla derhal oyuna katılıp “çekil ayağımın altından” diyip ayağıyla itti beni. Esra abla zaten her bahaneyle üstüme basıyor, itip kakıyordu. Kızınca bir çırpıda çorabını çıkarıp ayaklarını öpmemi emrediyordu. Odadan çoraplarını emekleyerek gidip, ağzımda getiriyordum. Kimi kendi çorabımı ağzımla çekiştirip çıkarmamı ve kendi ayağımı öpmemi istiyordu. Bunu yaparken fazla zorlanıyordum, onlar da fazla eğleniyorlardı. Sinemaya beni de götürmeleri için ikisinin de ayaklarını 20 defa öpmek zorunda kaldım ama tekrar de götürmediler.

Akşama beni götürmediler diye yengeme şikayet fiyat gibi oldum, Esra abla durumu toparlayıp beni odaya çekti ve ayaklarını öptüğümü erkeklere söylerim, rezil olursun diye tehdit etti. Bizim okulda üst sınıflarda okuyan bir çocuk vardı mahallede ona söylerim okulda da rezil olursun dedi. Tabi korkumdan bişey söyleyemedim. Sadece başkalarının ayaklarını öptürmemesini istedim, kabul etti. Artık o burçak ablaya gidiyordu ama bana makyaj yapmaya, kız gibi giydirmeye, ayaklarını öptürmeye tatilin ikinci haftası da devam etti. Sonraki yıl artık ben kadınların ayaklarından gözünü alamayan, evde annesinin çoraplarını, elbiselerini, ayakkabılarını giyen biri olup çıkmıştım. Gözüm hep Esra ablanın ayaklarındaydı ama artık büyüdüğüm için bu oyunlarımız saçmalaşmıştı. Bir daha hiç ayaklarına dokunamadım. Eskilerden hiç bahsetmiyordu. Ben lisedeyken karşımda ayaklarına oje sürerken konuyu açtım: eskiden nasıl oyun oynardık, ben sizin uşağınız olurdum dedim. Sadece “hııı” diye onayladı. Biraz daha zorladım:burçak ablanın ayakları ne çirkindi di mi? Senin ayakların o zamanlardan beri fazla güzel dedim. “Evet, burçaklar afyona taşındı” diye konuyu değiştirdi. O günden beri fazla istememe karşın hiçbir kadının ayaklarını öpemedim…