ROMAN-Bölüm 11

Yangın, ortalığın toparlanması, morallerin düzelmesi neredeyse 1 haftayı bulmuştu. Bu süre sonunda otelde birçok taş yerinden oynamış, yangının sebep çıktığı vs. uzun süre tartışılmıştı. Buket iyileşmiş ve işinin başına dönmüş, Zuhal Hanım ve ben hiçbirşey ham gibi hayatımıza devam ediyorduk. Oylum İstanbul’da çalışmalarına devam ediyordu. Oylum ve Mariana ise bir yat çekimleri için Bodrum’a gitmişlerdi. WHattsup dan öbek kurmuştuk. Buket, ben, Oylum ve Mariana fırsat buldukça birbirimize fotoğraflarımızı gönderiyorduk. Ben genellikle takım giysi ve yorgun surat resimleri paylaşıyordum ancak bilhassa Oylum ve Mariana, gerek çekimler esnasında, gerek Bodrum gecelerinde, gerekse gece yaşadıkları güzel dakikaları Buket ve benim ile paylaşmaktan fazlasıyla beğeni alıyorlardı.
Buket de bu duruma kayıtsız kalmıyor, gömleğinden verdiği göğüs frikiklerini, evde pijamalı resimlerini yada duşta çıplak resimlerini paylaşıyorlardı. İşlerim o kadar yoğun, günlerim o kadar yorucu geçiyordu ki bu yangın meselesi yüzünden, resimlere sadece bakıp iç geçiriyordum. Aletim tek kelimeyle kalkmıyordu bile.
Aradan 15 gün geçmişti. Saat 11:00 gibi telefona gelen mesaj sesiyle gözlerimi açtım. Sonunda ruhsat kullanabiliyordum. “Uyandığında sana kahvaltı olarak kendimi sunmayı isterdim” diye yazıyordu. Buket göndermişti. “Sen bana sadece kahvaltı değil, 3 öğün olurdun sexi fıstık” diye yanıtladım. Yatakta fotoğrafımı çekip whattsup dan Buket’e yolladım. “offf.. fazla seksi” diye yanıtladı Buket. Sonra üzerindeki yorganı kasıklarıma kadar sıyırıp yine fotoğraf çektim “Bak gelirim evine azdırma beni” diye cevapladı. Az sonra Buket üzerinde siyah mini eteği, bacaklarında ten rengi çorapları, ak gömleğinden birkaç düğme aleni ve sütyen frikikli bir fotoğraf yolladı. 15 gündür yorgunluktan sex düşünmeyen ben, bu resim karşısında etkilenmiştim. Aletim’e kan gitmeye başlıyordu yavaş yavaş. “Demek ki su dökmekten öbür işe de hala yarıyormuş” diye gülümsedim kendi kendime aletimin kalktığını hissedince. Uyanmaya başlayan aletimin resmini çekip Buket’e gönderdim. “Bir yolunu bulup gelicem ve onu öyle bir uyandıracağım ki, ben gidene kadar uyuyamaycak” diye yanıtladı ve yeni bir resim gönderdi. Bu kez eteğinin yırtmacını yana almış, koltukta bacak bacak üstüne atmış ve harika bir frikik vermişti resimdi. Video düğmesine bastım ve aletimi elimle okşadığım videoyu kaydedip Buket’e yolladım. “Müşteri geldi” diye yanıt gelince tüm hayalim yıkılmıştı. Aletim ile biraz daha oynadıktan sonra yataktan kalkıp bir duş aldım ve kendime bir nescafe yapıp koltuğa oturdum belimde havlu sarılı. İçimden hiçbirşey yapmak gelmiyordu. Yaklaşık 1 saat oturup sigara içip müzik dinledim.
Kapı çalınca tüm keyfim bozuldu. Üzerim çırılçıplaktı. Kim o diye seslendim. “Benim Buket” diye yanıt verince apartmanın giriş kapısını açtım. Belimde havlu kapıyı hafif aralayıp beklemeye başladım. Buket kata çıkmış, asansörden inmiş ve hızlıca içeri girmişti. Kapıyı örter örtmez öpüşmeye başladık. “Delisin sen, aldığın riskin farkında mısın” dedim. “Evet ama merak etme, bir arkadaşıma dükkanı arattırıp senin apartmanın adresini verdirdim ve ağda için bir bayan istemesini söyledim. Otelde alıcı olmayınca patroniçe “tamam” deyip beni arabayla buraya gönderdi. 2 saatimiz var ona göre.” Diye konuşmayı kesip yine hoyratça öpmeye başladı.

Ellerinin belimdeki havluyu çözmesi fazla uzun sürmedi. Aletim çoktan kalkmıştı. Aletimden tutup “salon ne tarafta” diye sordu. Kapıyı göstermemle aletimden beni çekip salonun ortasına kadar götürdü. Yine önümde diz çöküp aletimi ağzına aldı. Bir taraftan sıvazlıyor, bir taraftan başına öpücükler kondurup, dil darbeleri atıyordu. Kalçalarımı okşuyor, taşaklarımı yalıyor beni çıldırtıyordu. Ellerimi saçlarına geçirip kontrolü elime aldım. Başını hızlı hızlı devinim ettirip ayakta ağzını beceriyordum Buket’in. Ben çırılçıplak ayakta o ise üzerinde ak gömleği, siyah eteği, ten rengi çorapları ve topuklu ayakkabılarıyla evimde, salonumun ortasında bana oral sex yapıyordu. Artık iyice coşmuştum. Ama ağzında patlamak istemiyordum. Saçlarından çekip onu yukarı kaldırdım. Aletimi ağzından bırakmak istemedi ama saçlarından sertçe çekince bırakmak zorunda kaldı. Hiç konuşmadan dudaklarına yapıştım. Aletime uzatmak istediği ellerini engelledim ve bu kez o ayakta ben onun önüne diz çökmüştüm. Ayak bileklerinden başlayıp ellerimle yukarıya doğru çıktım yavaşça. Eteği derhal dizlerinin üzerindeydi. Ellerimi yavaşça daha da yukarıya çıkarırken eteğini de yukarıya doğru sıyırıyordum. Gördüğüm görünüm inanılmazdı. Buketin ten rengi çorabı kasıklarının biraz altında bitiyor, siyah bir jartiyer takımı ve tanga ile karşımda duruyordu. Bu görünüm beni iyice coşturmuştu. 15 gündür kadın kokusuna, tenine ve tadına hasrettim ve Buket hem olanca güzelliği, hem de olanca seksi ile karşımdaydı. Başımı hızlıca tangasanın üzerine yapıştırdım ve kadınlığını tangasının üzerinden dillemeye başladım. Bir yandan da ellerimle kalçalarını avuçluyor, okşuyor, sıkıp bırakıyordum.
Daha fazla dayanacak halim kalmamıştı. Ayağa kalkıp Buket’i salondaki aş masasının üzerine doğru ittim. Onu aksi çevirip başını masaya iyice bastırdım. Sanki elimden kurtulmasından, kaçmasından korkuyordum. Eteğini aceleyle yukarı sıyırıp tangasını kenara kaydırdım. Elime tükürüp aletimi kayganlaştırdım ve başını buketin sıcacık kadınlığına dayadım. “Sen iyi azmışsın erkeğim, hadi göm artık amıma” diye inledi Buket. Birden yüklendim. Buket ellerini geriye atıp beni iteklemek istedi ama yapamadı. “Yavaş sikicim, merak etme, amım senin bu gün istediğin kadar sikeceksin” diye beni uyardı. Ben ise hiç konuşmuyordum. Omuzlarından tutup onu kendime iyice çektim. Daha derine daha derine gitmek istiyordum. Kendimi art çekip hızlı hızlı gidip gelmeye başladım Buket’in kadınlığında. Buket aldığı zevkle saçlarını sağa sola savuruyor, elleri artık beni itmek yerine kalçalarını ayırıp en derinlere girmeme kadar muavin oluyordu. Salonumun ortasında, masada, sekreter kıyafetli Buket’i; jartiyerli yarım çorabı, kenara sıyrılmış tangası, ak gömleği, beline kadar sıyırdığım siyah eteği ile; beceriyordum. Daha fazla dayanamadım. Atelim iyice şişmişti ve sıcak erkekliğim Buket’in kadınlığına yol almaya başlamıştı. Böğürüyordum resmen. Hayvan gibi boşalıyordum Buket’in içine. Ardımdan Buket’in titremeleri başladı. Sarsıla sarsıla boşalıyordu Buket’de. İnlemelerimiz, daha doğrusu benim böğürtülerim ve onun inlemeleri salonun duvarlarında yankılanıyordu. Dizlerim titriyor, gözlerim kararıyordu. Buket’in içinde aletim küçülen kadar beklemiştim. Küçülen aletim Buket’in ve benim menilerimle kayganlaşan o sıcacık kadınlıktan bir yılan gibi kayarak kendini dışarı attığında bir iki metre arkamdaki üçlü koltuğa kendimi zor atmıştım. Buket ise hala başı aş masasında, hızlı hızlı soluk alıp vermeye devam ediyordu. Siyah mini eteği, jartiyerli yarım çorapları ve kenara sıyrılmış tangasıyla Buket tam karşımda tam bir seks abidesi gibi duruyordu. Kadınlığından sızan menilerimiz bacaklarına doğru yol almaya çoktan başlamıştı. Buket bunu hisseder hissetmez eliyle sızan menileri sıyırıp ağzına götürdü ve parmaklarını yalayarak temizledi. Masanın üzerinde duran bez peçetelerden birini alıp art kalanını peçeteyle sildikten sonra tangasını ve eteğini düzelterek yanıma geldi. Küçülmüş aletime bakıp “Ne fazla boşaldın. Bu kadar dolu olduğunu tahmin etmemiştim. Aka bir ziyafeti kaçırttın bana azgın boğam” diyerek eğildi ve dudaklarıma ufak bir buse kondurdu.
“Bir Türk Kahvesi’ne ne dersin, ayıltır seni” diye gülümseyerek salondan çıktı. Buket evime ilk kere gelmişti. Daha doğrusu bu şehre taşındığım günden bu yana evime böyle bir şey için giren ilk bayandı. Bu orta Anadolu şehrinde dedikodu fazla hızlı yayılıp insanın başına işler açabiliyordu.
“Nasıl içiyorsun” diye seslendi Buket. “Orta, kahveyi bulabildin mi?” diye cevapladım. “Evet, basit oldu, mutfağın fazla düzenli” diye yanıtladı. Birkaç dakika sonra elinde kahveler geldi. Ben çırıl çıplak, o ise hala kıyafetleriyle duruyordu. Sanki evimdeki hizmetçi yada iş yerimdeki sekreter gibiydi. Kahvemi uzattı. Kendi de tam karşımdaki tekli koltuğa geçerek bacak bacak üstüne attı. Yırtmaç üste attığı sol bacağının tarafındaydı. Görünüm karşısında kayıtsız kalabilmem olası değildi doğrusu. Kadına aç bir kurttum hele ki üst üste yaşadığım dizi dışı deneyimlerden sonra araya giren 15 gün hiç aklıma sex gelmez iken, sarışın bir afet tam karşımda belki de en aka fantezilerimden birini gerçekleştiriyordu sadece üzerindeki kıyafetle.
Aletimin yine hareketlenmeye başladığını gören Buket “ooo… sen gerçekten fazla azmışsın” diye gülümsedi. “Sakın bozma, bu halinin resmini çekip Mariana ve Oylum’a göndermek istiyorum “ diyerek telefonuna uzandı ve benim birkaç poz resmimi çekti. Daha sonra yanıma oturdu. Bir bacağını göbeğimin üzerinden öbür tarafa uzattı. Eteği beline kadar sıyrılmıştı. Çoraplarının üzerinden bacağını okşamaya başladım. “Dur biraz yaa… Mariana ve Oylum’u çıldırtalım biraz” dedi. Aletimi eline alıp sıvazlamaya başladı yavaşça. Elim Buket’in tangasına uzandı. Onu hafifçe kenara itip parmaklarımla kadınlığını okşamaya başladım. “Yüzyılın değil bin yılın selfiesini çekiyoruz” dedi. Dudaklarımızı birleştirmiştik ve birkaç kare tam pozisyon görünecek şekilde selfie çektik birlikte. Buket resimleri Oylum’a gönderirken benim ellerim rahat durmuyor, kadınlığını okşamaya devam ediyordum. Kadınlığının parmaklarıma bulaşmış ıslaklığını ağzıma götürüp yaladım. Harika bir tadı vardı Buket’in. Parmağımı yine Buket’in kadınlığına götürüp kilitorisini okşamaya başladım. Buket hala telefonla uğraşıyordu. İşaret parmağımın bir boğumunu yavaşça Buket’in içine kaydırdım. Buket resimleri yollamış başını çevirmiş öpüşmeye başlamıştık. Dillerimizi birbirimizin ağzına sokup çıkarıyor, dudaklarımıza ufak ısırıklar atıyor, kim kimin dilini yakalarsa uzun uzun emiyorduk. Buket’in telefonu çalmaya başladı. Buket başını çevirip gülümsedi. “Oylum arıyor” diye. Cevapladı ve direk dışarıya verdi sesi. “Seni ufak orospu, yarağına kavuşmuşsun sonunda” diye seslendi Oylum. Buket kikirdedi. “Benim yerime de al onu ağzına” diye arkadan Mariana’nın sesi geldi. “Neden gelip kendin almıyorsun” diye ben cevapladım Mariana’ya. “Ah işler olmasa, daha iki hafta daha Bodrum’dayız.” Diye cevapladı Oylum. “Siz çekimlerinize devam edin, ben de burada çeker çeker gönderirim size merak etmeyin” diye adice seslendi Buket. “Artık çekime dönmemiz lazım ama emin olun heryerimiz sizinle orda diye” seslendi Oylum. “İntikam keder olacak ama emin olun” diye ekledi Mariana. “Ağzıma almam gereken bir alet var, hadi görüşürüz, kapatıyorum” dedi ve beklemeden kapattı Buket telefonu.
Telefonu koltuğun öbür tarafına fırlatır fırlatmaz da aletime saldırdı. Hızlıca ağzına alıp somurmaya başladı. Bir yandan sıvazlıyor, bir yandan da ağzına sokup çıkarıyordu. Saçlarının içine elimi geçirmiştim yine. öbür elim ise eteğini beline çoktan sıyırmış, kalçalarının arasına uzanmıştı bile. Uzanabildiğim kadar ileriye uzanıp Buket’in siyah deliğini ve kadınlığını okşamaya uğraşıyordum. Buket birdenbire başılı çekti ve ayağa kalktı. Eteğini tamamen beline sıyırdı, tangasını çıkarmadan kenara kaydırdı ve yine kucağıma oturdu. Kontrolü tamamen eline almıştı bir anda. Aletimi kadınlığına birkaç kez sürttükten sonra sabitledi ve yavaş yavaş üzerine oturmaya başladı. Artık tamamını içine almıştı. Yine öpüşmeye başladık. Dillerimiz yine kenetlenmiş, dudaklarımızı ısırıyor, birbirimizin yüzünü, saçlarını okşuyorduk. Gömleğinin düğmelerini birer birer açtmaya başladım Buket beni öpmeye, dilimi ve dudaklarımı yalamaya devam ederken. Tüm düğmeleri açtım ve şimdi Buket’in muhteşem göğüsleri ile aramda sadece sütyen vardı. Onu da çıkarmak istedim ama Buket buna müsaade etmedi. Gömleğim ve sütyenim üzerimde kalsın. Bu gün giyinik sevişelim hep olur mu” diye fısıldadı kulağıma ve yavaşça yukarı doğru çekti kendini. Aletimin başı içeride kalmıştı birtek ve yine oturdu. Bu hareketi sevmişti. Yavaşça kalkıyor, başına kadar çıkarıyor sonra yavaşça köküne kadar alıyordu. Göğüslerini sütyeninin üzerinden yalıyor, kalçalarını eteğinin altından okşuyor, yoğuruyor, mıncıklıyordum. Hızlanması için kalçalarından onu aşağı doğru çekiyordum ama direniyor ve kendi istediği hızla beni içine almaya ve çıkarmaya devam ediyordu. Bu yavaş hareketleri beni çıldırtmaya başlamıştı. Bu kadar acele bolaşalacağım aklıma gelmezdi ama bir anda kontrolsüz bir şekilde boşalmaya başladım. Buket hiç hızını değiştirmeden aletimin üzerine oturup kalkmaya devam ediyordu. Aletim henüz inmeye başlamıştı ki Buket’in de kasılmaları başladı ve o da boşaldı.

Çıplak bedenim üzerine yığılıp kalmıştı Buket. “Bu harikaydı, yavaş ama baştan çıkarıcı, çıldırttın beni” diye mırıldandı kulağıma. Bir elimle kalçalarını bir elimle saçlarını okşuyordum hafif hafif. Bir müddet daha öyle kaldık koltukta.
Buket yavaşça kucağımdan kalkıp yanıma oturdu. Telefonu eline aldı ve saatine baktı. “Gitme zamanı” dedi. 2 saatin ne kadar acele geçtiğini ikimiz de ayrım etmemiştik. Koltuktan kalkıp lavaboyu sordu. Ben de ayağa kalkıp arkasından beline sarıldım. İnmiş aletimi kalçalarının arasına yerleştirip hafifçe ayağını yerden keserek onu lavaboya kadar taşıdım. Dolaptan bir el havlusu çıkarıp ona uzattım. Bir havlu da kendim için alıp aletimi ve bacaklarımı sildim. Yine salona döndüm. Salondaki havluyu belime sarıp kendime ve Buket’e kola doldurdum. Buket temizlenmiş, elini yüzünü yıkamış ve kıyafetlerini düzelterek salona geldi.
Kolayı içtik “Ben artık kalkayım, patron beklemez şimdi gözü yoldadır” diye yine ayaklandı. “Ağda ücreti 100 TL rica edeyim” diye gülümsedi. “Nasıl yani” dedim. “E ben ağda yapmaya geldim, şimdi patrona parasını götürmem lazım. Sen becerdin sen öde bari” dedi. İkimizin de komiğin gitmişti gülmeye başladık. Cüzdanımı bulup 100 TL verdim Buket’e, dudaklarına ufak bir buse kondurdum. “Şimdi Oylum’un dediği gibi tam bir orospu oldun” deyince “Ama sadece senin orospunum” diye yanıtladı Buket gülümseyerek. Havlunun üzerinden aletimi avuçlayıp “Buna iyi bak, sakın başına bir iş gelmesin, bu şehirdeki tek lüksüm bu” diye tembihledi. Kapıyı açıp çıktı. Asansöre binene kadar şekilli kalçalarına bakarak uğurladım onu.

DEVAM EDECEK