ROMAN – BÖLÜM 16 – SELİN İLE ESKİŞEHİR

ROMAN – BÖLÜM 16 – SELİN İLE ESKİŞEHİR

Sıcak su, mesut sonla biten masaj, devamında tekrar sıcak su, sessizlik….Bana çok iyi gelmişti. Stres, sıkıntı hepsi bir tarafa gitmiş, keyif ve huzur kaplamıştı hem ruhumu hem de bedenimi. Yavaşça küvetten çıkıp bir havlu aldım. Kurulanıp üstümü değiştirdim. SPA resepsiyonda Zuhal Hanım ile karşılaştık. Yüzünde ne olduğunu bildiğini anladığım bir anlatım vardı. Biraz muzip, biraz kıskanç. “Teşekkür ederim” diye huzurlu bir gülümsemeyle seslendim Zuhal Hanım’a. “Rica ederim. Haftasonundan evvel ufak bir alıştırma yapmış oldunuz. Dinlenip kendinize geldiğinize sevindim. Masaj ve hususi ikramlardan memnun kaldınız umarım” diye yanıtladı Zuhal Hanım tekrar muzipçe gülerek. “Haftasonu için umarım performansınıza müspet etkisi olmuştur” diye devam etti etrafta kimse olmadığı için. “Şüpheniz olmasın Zuhal Hanım.” Diye yanıtladım. Tekrar teşekkür ederim her şey için diyerek evvel ofise, oradan da eve doğru yola koyuldum. Eve girdiğimde üzerimi çıkarıp ılık bir duş aldım tekrar. Belime sarılı havlu ile dolaptan bir bira alarak salona geçtim ve klasik müzik cd lerimden birini koyup koltuğa uzandım. Haftanın yorgunluğunu atmak için girdiğim hamam, üzerine farklı bir yorgunluk daha eklemişti. Soğuk bir bira, klasik müzik ise şu anda dinlenmemi sağlayacak en iyi ikiliydi.
Whats up un bildirim sesini duyunca telefona baktım. Selin’den mesaj vardı. “Eskişehir’de buluşalım mı? Bir arkadaşımın evinde kalabiliriz, ne dersin?” diyordu. Bu taze oldukça hızlı yaşıyordu doğrusu. “Olabilir, seni nerden alayım?” diye yanıtladım. “Ben zaten yoldayım otobüste şu anda, arkadaşım sana konumu atacak şimdi, oraya gelirsin” diye cevapladı Selin. “Tamam” diye yanıtladım. Eve girdim. Hızlıca üzerimi değiştirerek takım elbiselerimden kurtulup hızlıca bir duş aldım ve kot pantolon –tshirt moduna büründüm. Telefona konum çoktan gelmişti. Yolda içmek üzere bir kahve yapıp arabaya bindim ve konuma doğru yol almaya başladım.
Eskişehir’in dışında, yeni yapılan yerlerden biri olmalıydı. 4 katlı lüks, güvenlikli ve bahçeli siteler vardı etrafta ve nitekim onlardan birinin içine girmem gerekiyordu. Sitenin girişine geldiğimde kapıda bariyerler vardı. Tam Selin’i arayacaktım ki bariyerler açıldı. Araba ile içeri girdim . Birkaç blok düz gittikten sonra bana el sallayan bir bayan gördüm uzaktan. Ona doğru ilerledim ve önünde
“Merhaba, Selin’in arkadaşısınız değil mi?” diye sordu bu kıvırcık saçlı 1.70 boylarında, Selin gibi bembeyaz tenli kızcağız. “Evet, Merhaba, Cenk ben” diye yanıtladım. “Tamam” dedi. “Arabayı şuraya park edin. Selin de gelmek üzere sanırım” diye park yerini gösterdi.
Arabayı park ettim, aklıma direk olarak Selin’in gönderdiği video gelmişti. Acaba bu kız mıydı? Ama benim tanıdığım birine ait demişti. Arabadan inip kıza doğru yürüdüm.
“Tekrar merhaba, ben Cenk” diyerek elimi uzattım. “Merhaba, ben Bengü” diye yanıtladı ve elimi sıktı. “Eve çıkalım” diye devam etti ve önümde yürümeye başladı. Altında penye bir eşofman, üzerinde gri bir tshirt vardı. Uzun kıvırcık saçları sırtının yarısına kadar geliyordu. Şekilli kalçalarının yanakları her adım attığında eşofmanın içinden sağa sola savrulduğuna ve titrediğine göre muhtemelen tanga gibi iç çamaşırları giyiyordu. Apartman’a girdik. “Hemen 1icni katta” diyerek merdivenlere yöneldi. Heyecanlı merdivenleri koşar adım çıktı ve kapıyı açtı. İçeri girdi ve arkasından da ben girdim.
“Siz buyurun şöyle geçin” diyerek beni salona aldı. Oldukça zevkli döşenmiş bir evi vardı Bengü’nün. Dev ekran bir televizyon, ses sistemi, tam karşısında aka 4 kişinin rahatlıkla sığabileceği ten bir koltuk, bir tarafta daytime bed, sağa sola serpiştirilmiş birkaç armut minder, ortada büyükçe bir sehpa… Tam keyif almak için döşenmiş bir oda. Sehpanın üzerine çoktan çerezler ve tüm meyveler yerleştirilmişti bile.
“Cenk Bey lütfen rahatınıza bakın, burası aynı zamanda Selin’in evi. Kendi evinizdeki gibi rahat olabilirsiniz” cümlesiyle irkildim Bengü’nün. “Teşekkür ederim” diye yanıtladım. “Selin herhalde az sonra gelir, size meşrubat ne ikram edebilirim” diye sordu Bengü. “Eğer varsa Nescafe olabilir” diye yanıtladım. “Yani şayet isterseniz alkollü bir şeyler de ikram edebilirim.” Diyerek devam etti Bengü. “Olabilir tabi ama bilemedim birden, belki Selin gelince hep beraber bir şeyler içeriz” diye yanıtladım. “Açıkcası ben bir adet votka redbull içmeyi planlıyorum, hem gevşetiyor, hem de enerji veriyor” diye devam etti Bengü. “Ama isterseniz whisky de var, yada cin, belki rakı istersiniz” diye ısrarla alkollü bir şey içmemi istiyordu. “Tamam o zaman, ben de bir votka redbull alayım. Dediğiniz gibi hem gevşetir, hem de enerji verir” diyerek yanıtladım. Bu cevabım Bengü’yü çok sevindirmişti. “Hemen geliyorum o zaman” diyerek salondan çıktı. Kısa bir süre sonra geldiğinde bir buz kovası içinde Absolute ve yanında diğer bir buz kovası içerisinde de birkaç şişe redbull ve bardaklar vardı tepsi üzerinde. “Nasıl isterseniz siz hazırlayın, ben size uyarım” diyerek tepsiyi sehbanın üzerine koydu. “Tamam, yumşak mı olsun yoksa ani mi gevşemek istersin” diye sordum muzipce. “Yumşak olsun lütfen” diye yanıtladı. İki bardağa votka ve redbull karışımı yapıp birini Bengü’ye uzattım. “Hoşgeldiniz” diyerek kadeh kaldırdı. “Hoşbulduk” diyerek kadehleri tokuşturduk ve birer yudum aldık. Kısa bir sessizlikten sonra havadan sudan sohbet etmeye başladık. “Evinizi beğendim, gerçekten keyifle yaşamak için döşemişsiniz” diye söze başladım. “Evet, zamanla işte kazandıkça keyfime göre bir şeyler yapmaya çalışıyorum” diye cevapladı Bengü. “Ne iş yapıyorsun?” diye sordum. “Üniversite’de araştırma görevlisiyim” diye yanıtladı Bengü. “Hangi bölüm?” diye sordum. “Gıda mühendisliği” dedi. Bu esnada kapı çaldı. Gelen Selin olmalıydı.
Bengü kalkarak kapıyı açtı. Selin’in cıvıl cıvıl heyecanlı sesi derhal duyulmuştu. “Canım arkadaşım, çok özledim” diye muhtemelen sarılmıştı Bengü’ye. “Ben de seni canım benim” diye cevapladıktan sonra ufak bir öpücük sesi duyuldu. Ve arkasından Selin salonun kapısında belirdi. Gözleri parıl parıl parlıyor, ağzı kulaklarına varıyordu neredeyse mutluluktan. “Kabul ettiğin için çook teşekkür ederim” diyerek yanıma geldi ve boynuma sarıldı. Harika kokoyordu saçları ve teni. Onu belinden kavradım ve iyice kendime çektim. Göğüslerini hissetmek istemiştim… Diri ve taze göğüslerini… Kalbinin atışını hissedebiliyordum resmen. Bu kız heyecandan ölüyordu neredeyse.
Boynumdan ayrılıp başını başımın hizasına getirdi. Gözlerimin içine bakarken resmen kor gibi yakıyordu. Bengü kapıda durmuş bizi izliyordu. Ufak bir kıkırdama, Bengü’ye bir nazar ve arkasından incecik dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı. Bengü’de kıkırdamıştı bu halimizi görünce. Tıpkı ilk kere öptüğü an gibi alt dudağımı incecik dudaklarının arasına alıp emmeye başladı hafifçe. “Dudaklarınız beni bitiriyor” diye mırıldandı içinden.
“Selin, sen ne içersin, her zamankinden mi?” diye sorunca Selin dudaklarımdan ayrılıp “Evet, zaten siz benden evvel başlamışsınız bile” diye yanıtladı. “Yani sonuçta ortak içkimiz, votka redbull.. Gevşetir ve enerji verir” diye kıkırdadı Bengü. Selin’e de bir bardak getirmek için kapıdan ayrıldığında ben artık aka ten koltuğa oturmuştum. Selin ayakta ne yapacağını bilemez bir bakışla bekliyordu. “Neden oturmuyorsun?” diye yanımı gösterdim. “Tamam” diyerek yanıma oturdu. Başını omzuma koydu elimden tuttu. “Geldiğin için çok teşekkür ederim. “ dedi gözlerimin içine bakarak. “Rica ederim. Ancak sinemadaki kaide hala geçerli. Burada yaşananlar burada kaldığı müddetçe hiçbir mesele yok. Ve bir de unutma lütfen Selin, biz sevgili değiliz ve olabilmek gibi de bir imkanımız yok” diye yanıtladım. Selin elimi bıraktı ve benden hafifçe uzaklaşarak “Bunun bilincindeyim Cenk. Sadece hususi şeyler yaşamak için burada olduğumuzu biliyorum. Ancak bundan da keyif almak istiyorum. En azından bu gece tadını sonuna kadar çıkarmama ruhsat verir misin?” dedi. Cevap vermemi beklemeden dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı ve alt dudağımı emmeye başladı. “Evet” diye mırıldandım ve bu kez ben onun dudaklarını dudaklarımın arasına alıp emmeye başladım. Ellerimle de yavaşça saçlarını okşamaya başlamıştım ki “Evett. Bardağın da geldi Selin” diye Bengü’nün sesi ile irkildim. Selin ise istifini hiç bozmamış, benim duraksamamı fırsat bilip alt dudağımı tekrar almıştı dudakları arasına. Birkaç saniye emdikten sonra çekildi. Bengü’nün gitmiş olacağını düşünüyordum ki yerdeki armutlardan birine, bizi net bir şekilde görebileceği bir şekilde oturmuş ve votka redbull unu içiyordu.
Selin doğruldu ve kendi votka redbulunu hazırlamaya başladı. “Siz ikiniz oldukça yakınsınız anlaşılan” diye söze girdim. Selin hafifçe gülümsemiş, Bengü ise kıkırdamıştı. “Bunu izah işini sana bırakıyorum” diye kıkırdadı Bengü. “Yani… adi yakınız aslına bakarsan. İki kız aynı evi paylaştık birkaç sene boyunca ben talebe iken. O yüzden belki de biraz çok yakınız” diye cevapladı Selin. “Oyun oynamaya devam edeceğiz anlaşılan” diye yanıtladım bu iki genç kadının cümlelerini hayretle ve merakla dinlerken. “Peki oyunda kaide var mı?” diye sordum. “Sonuna kadar eğlenmek” diye yanıtladı Selin ve kadehini havaya kaldırdı. “Bu gece sonuna kadar eğlenmeye” diyerk. Bengü de armut minderden kalkıp yanımıza geldi. Kadehlerimizi tokuşturup birer yudum aldık. “Hadi gel, eğlenceye müsait bir şeyler giyinelim. Müzik zaten hazır” diyerek elinden tutup kaldırdı Bengü Selin’i. Hızlıca odadan çıktılar. Aklımda çılgın sorular vardı, cevapları da aslında belliydi ama nereye kadar gidecekti bilmiyorum bu işin sonu. Kesin olan tek bir şey vardı o da gecenin hiç bitmeyeceği.
Birkaç dakika sonra iki kız da gelmişlerdi. Ten rengi çoraplar, liseli etekleri, üzerlerinde ak gömlekler, hafif bir makyaj ve topuklu ayakkabılar ile harika görünüyorlardı. “nasıl buldun bizi” diye televizyonun tam karşısında etraflarında hızlıca birer tur dönmüşlerdi. “Çook liseli buldum” diye gülümsedim. “Beğendin mi?” diye sordu Selin bana doğru yürürken. Bengü ise televizyona yönelmiş ve tv sehbasının üzerindeki kumandayı almak için eğilmişti. Eğilirken pileli eteği hafifçe havalanmış ve kalçaları arasındaki tanganın ipine kadar görünmüştü. Bu sırada Selin çoktan yanıma gelmiş ve kucağımdaki yerini almıştı. Kot pantolon olmasına karşın alaz alaz yanan bedenini hissedebiliyordum. Başımı ellerinin arasına aldı ve dudaklarımdan öpmeye başladı. Burnuma tuhaf bir ıtır gelmişti birden. “İster misin?” diye seslendi Bengü. Selin benimle öpüşmeyi bırakıp Bengü’nün elindeki sigarayı aldı. Derin bir soluk çekti. “Böyle eğlenmeyi seviyoruz, şayet istemezsen mesele değil” dedi Selin gözlerimin içine bakarak. “Siz liseli kızlar çılgınsınız adi ama çok yüklenmeyin sonra gecenin tadını kaçırırsınız” diyerek elinden aldım Selin’in cigaralığı. Hafif bir soluk çekip dumanı dışarı bıraktım ve havadaki dumanı iyice yayılmadan tekrar içime çektim. “oleyyyy..” diye iki kızın çığlığı duyulmuştu bu hareketimden sonra. “Ama sadece bir tane. Bu bitince diğer içilmeyecek” diye ekledim. Selin kucağımdan kalkıp televizyonun önündeki boşluğa geçerek sigaradan bir duman daha çekti ve Bengü’ye uzattı. Müziği ritmine kendini kaptırıp bedeniyle kıvrak figürler yapıyordu. Gözlerini kapatmış bir halde elleriyle saçlarını, yüzünü, dudaklarını okşuyor, belini kırıyor, göğüslerini öne çıkarıyor ve sonra elleriyle vüudunu yukarıdan aşağıya doğru bacaklarına kadar okşuyordu. Bengü’de ona eş hareketlerle dans ediyorlardı. Bengü sigaradan bir soluk daha çekti ve dumanının bir kısmını havaya üfledi. Selin duman dağılmadan havada yakalayıp tümünü içine çekti ve dansına devam etti gözleri kapalı kendinden geçmiş bir halde. Bengü yavaşça bana doğru yürüdü. Ten koltuğun arkasından dolaşıp boynuma eğildi ve eliyle sigarayı ağzıma uzattı. Bir soluk çektim. Bu esnada Bengü bir elini yavaşça boynumda ve saçlarımda gezdiriyordu. Olayların bu kadar hızlı gelişmesine şaşırmıştım ve pasif kalmıştım. “Hiç düşünmeden sadece anın keyfini menfaat lütfen.” Diye fısıldadı kulağıma Bengü. Bir elini saçlarımdan ayırmadan koltuğun ön tarafına dolaştı. Önüme geldi ve kucağıma oturdu. Elimdeki sigarayı kendi ağzına götürdü. Bir soluk çekti ve dudaklarını ağzıma yaklaştırıp yavaşça ağzımın içine üfledi. Duman sona erdiğinde dudaklarını dudaklarıma yapıştırıp ağzımdan az evvel üflediği havayı art çekmeye başladı. Bu esnada Selin gözleri kapalı kıvrak dansına devam ediyordu. Bengü dudaklarını dudaklarımdan çekip hafifçe gülümsedi. Elimden tutup beni ayağa kaldırdı ve televizyonun önündeki boşlukta dans eden Selin’in yanına götürdü. Selin sırtını bana doğru dönüp kalçalarını tam aletime yasladı ve ayakta kucak dansı yapmaya başladı. Bengü ise arkamda bir eliyle saçlarımı okşuyor bir eliyle de Selin’in kalçalarını okşuyordu. Bengü’nün sıcak nefesini ensemde ve boynumda hissediyordum. “Selin ruhsat verene kadar sadece izleyebileceğim” diye fısıldadı kulağıma. Sonra arkamdan yavaşça Selin’in önüne dolaştı. Selin’in başını iki eliyle tutup dudaklarından öpmeye başladı. Bengü’nün öpmesiyle Selin kalçalarını bana daha çok bastırdı ve Bengü’yü de kendine çekerek iyice sarıldı. Kollarımı uzatıp Selin’in kolları üzerinden Bengü’ye ben de dolandım. Selin Bengü’nün dudaklarından ayrılıp başını yavaşça bana çevirdi ve ince dudaklarının arasına alt dudağımı aldı yine. Ellerimi yavaşça Bengü’nün kalçalarına doğru kaydırdığımda Bengü kendisini geriye doğru çekti ve ikimizin de kollarından kurtuldu. “Selin ruhsat verdiği zaman” diyerek yavaşça yanımızdan uzaklaşıp armut minderine kuruldu. Selin yüzünü bana çevirdi ve gözlerimin içine bakarak “izlemesi seni rahatsız fiyat mi?” diye sordu yalvaran bakışlarla. “Hiçbir sakıncası yok benim için.” Diye yanıtladım ve Selin’in dudaklarına yumuldum. İnce dudakları bir anda yok oluyordu dudaklarımın arasında. Ufak ufak ısırıklar atıyordum. Ellerimi de yavaşça aşağılara doğru kaydırıp eteğinin üzerinden kalçalarını okşamaya başladım.

şimdi 23 yaşında taptaze ve bakire bir kızla ayakta sevişiyordum. Ve diğer bir çıtır da birkaç metre ötede bizim ayakta sevişmemizi izliyordu.