ROMAN – BÖLÜM 20 – SELİN İLE ESKİŞEHİR IV

ROMAN – BÖLÜM 19 – SELİN İLE ESKİŞEHİR IV

Selin ve Bengü, gencecik 2 çıtır ile ardı ardına yaşadıklarım beni gerçekten yormuştu. Bu yaşadıklarımı bana öbür birisi anlatsa, sanırım ben bile inanmazdım. Ancak yaşıyordum. Az sonra Selin ve Bengü’de duşlarını almış, kurulanmış, üzerlerinde saten sabahlıklar ile gelmişlerdi yanıma. Selin derhal yanıma oturdu ve başını göğsüme yasladı. “Teşekkür ederim…Hayatımın en mühim anını bana kusursuz şekilde yaşattığın için” diyerek tam kalbimin üzerine tatlı bir buse kondurdu. Bengü ise ayakta bizi yüzünde mesut bir gülümseme ile izliyordu. Bengü hem selin hem de kendi için birer adet votka redbul hazırladı. Selin doğruldu ve kadeh kaldırdı “bu üçlü beğeni gecesine” diyerek. Kadehlerimizi tokuşturduk ve birer yudum aldıktan sonra Selin tekrar kucağıma doğru uzandı. Elini yavaşça havlunun üzerinden aletime doğru kaydırdı. Birkaç saniye okşadıktan sonra havluyu belimden çözdü ve küçülmüş aletimi eline aldı. “Hadi gel bunu beraber büyütelim” diye Bengü’ye seslendi. Bu çağrı Bengü’yü mesut etmişti. O da Selin’in yanına çömelerek bacaklarımı okşamaya başladı. Selin çoktan aletimi ağzına almıştı bile. Bengü ise bir yandan taşaklarımla oynuyor, bir yandan da Selin’in saçlarını okşuyordu. “Küçükken hepsini ağzıma alabiliyorum” diye gülümsedi Selin ağzından çıkardığı inik aletime bakarak. “Büyük halini görmesem, inik halinden öyle bir şey ortaya çıkacağını tahmin bile edemem” diye uzandı Bengü aletime. Bir hamlede inik aletimin tamamını ağzına aldı. Ağzının içinde somurmaya başladı. Bu arada Selin bana doğru uzanmış ve dudaklarımız buluşmuştu. Uzanıp Selin’in kalçalarını okşamaya başladım. Bu Selin’in hoşuna gitmişti. Kendini biraz daha yukarıya doğru çekti. Bu kez göğüslerini ağzıma sunmuştu. Şimdi bir elim Selin’in kalçalarını ve kadınlığını okşuyor, bir elim ise Bengü’nün aletimi yalayan başını okşuyordu. Selin bir bacağını bacağımın içine attı ve kadınlığını tam bacağımın üzerine getirecek şekilde oturdu. Bengü de aletimi yalamayı bırakarak tıpkı selin gibi öbür bacağımı bacaklarının arasına alarak oturdu. Şimdi iki bacağımda iki çıtır, sulanmış kadınlıklarını bacaklarıma sürterek masaj yapıyorlardı. Benimle ilgilenmeyi bırakmışlar, kafamın biraz üzerinde birbirlerini çılgın gibi öpüyorlardı. Ben de boşta durmuyor, bir Selin’in göğüslerini, bir Bengü’nün göğüslerini yalıyorum. İki kız başımı çenemden tutup yukarıya doğru kaldırdılar ve ikisi aynı anda dudaklarıma yapıştı. Şimdi 3 şahıs çılgın gibi öpüşüyorduk. Ellerini aletimle buluşturmuşlardı. Benim ellerim ise Selin ve Bengü’nün kalçalarındaydı. Selin yavaşça kucağımdan kalkarken Bengü’nün elinden tutmuş ve onu ayağa kaldırmıştı. İki kız şimdi ayakta öpüşüyor, birbirlerinin kalçalarını okşuyor, göğüslerini okşuyor vücutlarının dokunabildikleri her noktasına dokunuyorlardı. Görsel bir ziyafetin tek davetlisi ve sahibiydim. Bengü, Selin’i yavaşça sırtı kendine istikbal şekilde çevirdi. İki kız şehvetli bir şekilde bana bakıyordu. Bengü Selin’in göğüslerini bir eliyle okşarken, bir elini de çoktan Selin’in kadınlığı ile buluşturmuş ve bir parmağını sokmuştu. Yerimde kalktım ve tam Selin’in önünde diz çöktüm. Bengü’nün parmaklarına dilimle eşlik etmeye başladım. Bu Selin’i iyice çıldırtmıştı. Sırt üstü yere uzanırken Selin ve Bengü’de aynı anda yere doğru tam ağzıma istikbal şekilde çömeldiler ve dizlerinin üzerinde durdular. . Bu kez Selin de yüzünü Bengü’ye dönmüştü. Şimdi tam ağzımın üzerinde iki taze kadınlık vardı. Dilim ve parmaklarım bu iki kadınlıkla buluşmakta gecikmedi. Bir yandan her iki kadınlığa ikişer parmağımı sokmuş, öbür yandan da yababildiğim kadar dilimle ulaşıp yalamaya çalışıyordum. Selin ve Bengü’nün inlemeleri çoktan birbirlerine karışmıştı. Ne yaptıklarını görmüyordum ancak üçümüzün de aka bir beğeni okyanusunda ebedi bir yolculuğa çıktığı kesindi. Aletime yakın olan Bengü, kendini biraz geriye atmış ve sol eliyle de aletimi okşamaya başlamıştı. Bu esnada Bengü ayağa kalkarak Selin’in başının hizasına getirdi kadınlığını. Selin ise hiç vakit kaybetmeden Bengü’nün kadınlığını yalamaya, parmağını yavaşça içeri sokmaya başlamıştı. Ben Selin’i parmaklarımla ve dilimle becerirken, Selin de Bengü’yü parmakları ve diliyle beceriyordu. Bengü Selin’i elinden tutup ayağa kaldırdı ve iki kız tekrar öpüşmeye başladılar. İkisi de sırılsıklam olmuşlar, kadınlık sıvıları damla damla bacaklarından aşağı doğru sızıyordu.
Ayağa kalktım. Selin’e arkadan sarıldım ve aletimi kalçalarının arasına gömdüm. Ellerimle göğüslerini tamamen kavradım ve iyice kendime bastırdım. Boynuna birkaç yaş dil darbesi attım. Kulak memesini ince ince ezerek ısırdım. Bengü başını bana doğru uzattı ve onunla öpüşmeye başladık. Belimi yavaşça art çekip aletimi Selin’in kalçalarının arasından aşağıya, kadınlığının arasına uzattım. Bir eli Selin’in kadınlığında olan Bengü aletimi hissedince alttan eliyle kavradı ve Selin’in kadınlığı üzerinde gidip gelmeme muavin olmaya başladı. “Hadi artık gir içime” diye inledi Selin. Bengü yavaşça geriye doğru çekildi ve Selin’in öne doğru eğilmesini sağladı. Tam anlamıyla Selin’in ayakta domalmasını sağlamıştı Bengü. Selin’in kadınlığından sıvılar sızmaya devam ediyordu. Aletimin başını Selin’in kadınlığına dayadım ve milim milim ittirmeye devam ettim. “Harika… yavaş yavaş gir lütfen, tadını çıkarmak istiyorum sonun kadar” diye inledi Selin. Artık neredeyse tamamı içine girmişti. Hafiften hızlanmaya başladım. Bengü Selin’in dudaklarını abes bırakmıyor, ya eğilip onunla hoyratça öpüşüyor, yada kadınlığını Selin’in ağzına dayayıp beğeni denizinde yüzmeye devam ediyordu.
Selin’i kendime doğru çektim. Şimdi tam olarak altından aletimi sonuna kadar Selin’in kadınlığına yerleştiriyor, bir yandan da göğüslerini okşayabiliyordum. Bu sırada Bengü kendini koltuğun üzerine bıraktı. Bir yandan bizi izliyor biryandan da davetkar bir şekilde bacaklarını ayırıp kadınlığına iki parmağını sokuyordu. Selin’i o şekilde Bengü’nün üzerine doğru götürdüm ve onun kadınlığının Bengü’nün kadınlığına en yakın olacak şekilde uzanmasını sağladım. Şimdi iki çıtır üst üsteydi. Birbirlerinin dudaklarını bulmaları çok da vakit almamıştı. Ben ise tekrar o iki taze kadınlığı dilim ve parmaklarımla becermenin peşindeydim. Bengü’nün kadınlığına attım ilk dil darbelerini. Ve ardından 2 parmağımı ani soktum Bengü’nün kadınlığına. Dilim ise Selin’in kilitorisi ile buluşmuştu çoktan. Selin’i hafifçe ileri ittirdim ve bu kez aletimi Bengü’nün kadınlığına hedefledim. Aletimin başını hisseden Bengü “yavaş yavaş, keyfini çıkara çıkara, tıpkı Selin’i becerdiğin gibi” diye inledi. Bengü’nün kadınlığının dibini görmem çok uzun sürmedi. Birkaç git gelden sonra aletimi çıkardım ve bu kez Selin’in kadınlığına yerleştirdim. Aynı şekilde sırayla birkaç kez Selin’in içinde, birkaç kez Bengü’nün içinde gidip geliyordum. İki çıtır ise elleriyle birbirlerinin göğüslerini okşuyor, dudaklarıyla ve dilleriyle birbirlerini kah ıssırıyor, kah öpüyordu.
“Görmek istiyorum” diye inledi Bengü bir ara… Selin yavaşça Bengü’nün üzerinden kalktı, ben de gayri ihtiyari içinden çıktım. Kendini koltukta hafif geriye kaydırdı Bengü. Bu arada Selin’in kadınlık sıvıları ile bembeyaz olmuş aletimi ağzına alması çok sürmedi Selin’in. Bir yandan eliyle sıvazlıyor, öbür yandan alabildiği kadar ağzının içine alıyordu. Bengü Selin’in elini yakaladı ve sertçe çekerek “bırak onu, içime giriş çıkışını görmek istiyorum” diye inledi dudaklarını ısırarak. Selin aletimi ağzından çıkardı ve öbür eliyle yavaşça Bengü’nün kadınlığına doğru çekmeye başladı. “Cenk’in aleti ile seni benim sikmeme ne dersin?” diye fısıldadı şehvetle. “Offf.. sok o aleti içime hadi lütfen” diye inledi Bengü tekrar yalvarırcasına. Selin aletimin başını Bengü’nün kadınlığına kendi eliyle yerleştirdi. Bana geriye sadece itmek kalmıştı. Bir hamlede soktum Bengü’nün kadınlığına aletimi ve evin içi Bengü’nün haykırışıyla inledi… Bengü’nün içinde gidip gelmeye başlamıştım. Selin ise ellerini Bengü’nün göğüslerine götürmüş ve hoyratça onları okşuyordu. Arada uzanıp beni öpüyor, elimi kadınlığına götürüp parmaklatıyor, sonra parmaklarımı Bengü’nün ağzına götürüp yalatıyordu. Bu ne kadar tekrar etti bilmiyorum ama Bengü’nün kasılmaları hızlanmış, inlemeleri artık beğeni çığlıklarına dönmüştü. İşin son noktası ise Selin’in Bengü’nün kilitorisine yaptığı o ufak baskı olmuş ve Bengü kasılmaya başlamıştı. Öyle katı kasılıyordu ki içinde devinim dahi edemiyordum. Kilitlemişti resmen beni. Belini yukarı kaldırıyor, indiriyor, çılgın gibi soluk alıp veriyordu. Selin ve ben ise onun bu istemsizce kasılan bedenini denetim etmeye çalışıyor ancak başaramıyorduk. En son ağzından “uçmak bu olsa gerek” gibi bir tümce çıktı mırıltılar arasında ve kendini bir pelte gibi yatağın üzerine bıraktı. Aletim artık serbest kalmıştı. Bengü’nün kadınlığından ise beğeni sıvıları oluk oluk dışarı akıyordu. Selin eğilip yalamak istedi ancak Bengü “dokunma yoksa ölürüm” diye ona mani oldu. Göz kapakları tir tir titriyordu. İkimiz de Bengü’nün bu halini seyrediyorduk. Fakat bu uzun sürmedi. Selin yere doğru uzanırken beni kendine çekti. Üzerine uzandım ve öpüşmeye başladık. Masum iki sevgili gibi aşk dolu sevişiyorduk sanki. Ellerimiz birbirimizin vücudunu okşuyor. Dudaklarımız dillerimi birbirini keşfediyordu. Aletimi yavaşça Selin’in kadınlığına yerleştirmeye başladım. Ufak hareketler, ufak dokunuşlar, göz göze bakışmalar, duygusal bir aşk masalında sevişen bir çift gibiydik. Yavaş ve nazik hareketlerle beceriyorduk birbirimizi. İçinden yavaşça çıktım ve bu kez onu yan çevirdim. Arkasından kadınlığına girmeye başladım. Bir elimle göğsünü okşuyor, bir elim ise kilitorisini okşuyordu. Bu esnada dilimin ve dudaklarımın uzanabildiği her yeri öpüyor yalıyordum. Selin’e giriş çıkışlarımda yürek atışlarını hissedebiliyordum rahatlıkla ve hatta kasılmalarını. Yavaş yavaş gidip gelirken arada en derinlerine ulaştığımda zevkle irkiliyordu Selin ve başını çevirip dudaklarıma ulaşmaya çalışıyordu. Bu erotizm dolu birkaç dakika beni fazlasıyla hazırlamıştı sona. Hareketlerimin hızlanmaya başlaması, Selin’in de bunu hissetmesini sağlamıştı. “Tekrar içimde patlamanı istiyorum, sıcaklığını içimde istiyorum” diye inledi Selin. Ve birkaç gitgelden sonra kanımın boşaldığını hissetmeye başlamıştım bile. Pelin ise içine patladığım an itibariyle en derinine patlayabilmem için kendini iyice bana ittirmişti. Ufacık bir hareketim bile ikimizin de isterik titremelerine sebep oluyordu. Kontrolsüz bir şekilde bacaklarım titriyor, kalbim olmadığı kadar hızlı atıyordu. Devinim dahi edemiyordum. Keza Selin’de öyle.
Ne kadar öyle yattık bilmiyorum, ama kendime geldiğimde üzerimizde polar battaniye vardı. Halının üzerinde bir yanımda Selin, öbür yanımda Bengü bana sarılmış ve uyuya kalmıştık. İki kızın da yüzlerinde yaşadığımız anların verdiği sevinç masumane bir tebessümle yansımıştı. Biraz onları seyrettim. Birkaç dakika sonra evvel Bengü açtı gözlerini. Omzumdaki başını uzatıp dudaklarıma ufak bir buse kondurdu ışıl ışıl parlayan gözleriyle. “Harika bir geceydi… Teşekkür ederim. Bu kadarını tahmin etmiyordum gerçekten… Herşeyiyle mükemmel bir geceydi” diye fısıldadı. “Senin gibi genç, güzel ve ateşli bir kadından bunları duymak beni gerçekten gururlandırdı. Senin payın çok büyük, Selin çok şanslı bir kız” diye yanıtladım. “Seni tanımış olmaktan gerçekten mesut oldum. Selin seni çok anlattı, benim şüphelerim vardı ancak hepsinin yersiz olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.” diye ekledi. “Çok acıktım” diyebildim. Çünkü gerçekten çok acıkmıştım. “Ben de” diye girdi Selin. Uyanmıştı. “Midem yapıştı, hadi birşeyler yiyelim” diye ayaklandı. “Ben duşa giriyorum” diyerek ben de kalktım. Havluyu belime sararken Selin ve Bengü de saten sabahlıklarını giyip mutfağa yöneldiler. Ben de duşa girdim. Ilık bir duş beni biraz olsun kendime getirecekti. Birkaç dakika geçmişti ki Selin de yanıma geldi. “Bengü halledecekmiş, kahvaltı yapalım dedik, çayı demledik” diye sarıldı belime. “Yanında olmak istedim. Sana çok teşekkür ederim Cenk. Benim için hayatımın en mühim gününü, benim bile beklediğimden çok daha çok keyifli ve beğeni dolu yaşattığın için” diye devam etti başını göğsüme yaslamış duştan akan suyun altında. Sessiz kalmayı tercih etmiştim. Selin’in yürek atışlarını hissedebiliyordum. “Böyle sadece sana sarılmak istiyorum duşun altında.” Diye devam etti. “Huzurlu hissettiriyorsun” dedi. Islak saçlarını okşadım ve biraz şampuan alarak saçlarını köpürtmeye başladım. Selin ise sadece bana sarılmıştı. Onun saçlarını güzelce yıkadım. Vücut jelini sabun bezine döküp köpürterek vücudunun üst kısmını güzelce sabunladım. Sonra aynısını o bana yaptı. Birkaç dakika su ve sabun ile oynadık birlikte. “Çay demlenene kadar ben de katılabilir miyim?” diye seslenen Bengü saten sabahlığını omuzlarından düşürerek katıldı aramıza. Selin Bengü’nün elinden tutarak duşakabinin içine çekti onu ve dudaklarına ufak bir buse kondurarak “hadi seni yıkayalım o zaman” diye devam etti. Sabun bezini Selin’den aldım ve Bengü’nün göğüslerini, boynunu, kollarını sabun beziyle ağır ağır yıkama başladım. Bu esnada Selin’de şampuanı Bengü’nün saçlarına boca etmiş ve saçlarını yıkamaya başlamıştı. Bengü ise kendini bizim ellerimize bırakmış ve anın tadını çıkarıyordu. Bu iki çıtırın ateşi beni tekrar yakmaya başlamıştı. Yavaş yavaş erekte oluyordum. Bengü’nün bunu ayrım etmesi gecikmedi ve elini aletime uzattı. “Yine büyümeye başladın” diye gülümsedi. “İkinizin ateşi varken yanmamak olası mü?” diye yanıtlayabildim. “Kahvaltıdan sonraya bırakalım isterseniz” diye araya girdi Selin bir elini aletime atıp Bengü’nün eliyle beraber aletimi sıvazlarken. “Cenk’in o kadar dayanabileceğini sanmıyorum” diye devam etti Bengü. “Ben mi yoksa sen mi?” diye ekledim. Gülüştük. Kızlar elimi aletinden çekti ve vücudumuzdaki sabunlardan kurtulmaya devam ettik bir müddet daha usul usul birbirimizin vücudunu okşarken. Önce Selin yapıştı dudaklarıma tam duştan çıkmak üzereyken. “Kahvaltı bitene kadar sabret” diye fısıldadı. “Tamam” diyebildim. Arkasından Bengü bir kez daha kavradı aletimi. “nasıl dayanacaksın merak ediyorum” diye yapıştı dudaklarıma. İki kız da duştan çıkmış, kurulanmışlardı. Üzerlerine saten sabahlıklarını giydiler ve ben duştan çıkınca da dört el tekrar vücudumun her yerinde gezinmeye başlamıştı. Bu kez havlular ile ve kurulamak için. İki kız evvel saçlarımı, yüzümü, sırtımı, kollarımı kurulamış sonra aynı anda önümde diz çökerek bacaklarımı, kalçalarımı kurulamaya başlamışlardı. Aletim kaskatı kesilmişti yine. “Ben dayanamayacağım” diye ilk ağzına saha Selin oldu aletimi. Sadece başını ağzına sokmuş diliyle ucuna darbeler yapıyordu. Bengü’de gecikmedi aletimi eliyle kavramakta ve yavaş yavaş sıvazlamaya başladı. “Sıra bende” dedi az sonra Bengü. Selin aletimin başını ağzından çıkardı ve eliyle Bengü’nün ağzına uzattı. Bengü derhal soktu aletimi ağzına. O da sadece başını almış ve diliyle içerde başını yalıyordu. Ani bir hareketle aletimi hem Bengü’nün ağzından, hem de Selin’in elinden kurtardım ve sabahlığın önünü bir anda kapadım. “Kahvaltıdan sonra devam edelim, yoksa açlıktan öleceğim” diye kendimi banyonun dışına attım. İki kız da ellerinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi dudaklarını büzmüşlerdi.
Bol miktarda reçel, haşlanmış yumurta, artık dolapta ne varsa herşeyi dökmüştü Bengü masaya. O kadar acıkmıştık ki, masada hiçkimsenin ağzını bıçak açmıyor, herkes yumulmuş eline ne gelir ise boğazından geçirmeye uğraşıyordu. Tek yaptığımız birbirimize bakıp gülümsemek, arada birbirimizin yanaklarını yada saçlarını okşamaktı. Günlerdir aş yememiş gibi saldırmıştık herşeye ve masanın üzerindekileri bitirmemiz 15 dakika bile sürmemişti. “İyi yedik ama” dedi Selin gülümseyerek. “Evet, bu aş molası iyi geldi, çok kaptırmışız galiba” diye devam etti Bengü. “Eee, ana yemekte ne var?” diye sorunca ben üçümüz de gülmeye başladık. “Bunun üzerine Türk kahvesine ne dersiniz?” diye sordu Selin. “Valla bir orta kahveye hayır demem” diye yanıtladım. “Tamam o vakit siz geçin salona, ben kahveleri yapıp geliyorum” diyerek masadan kalktı. Bengü ve ben de elimize ne gelirse masadan tutup mutfak tezgahının üzerine koyduk. Masada bir şey kalmayınca da salona geçtik. O kadar sevişmenin üzerine çılgın gibi yemiştik ve mayışmıştık. Salondaki üçlü koltuğa pelte gibi yığılıp kaldık Bengü ile.
“Sen gerçekten saygı duyulmayı hak eden bir insansın. Ve Selin senin hakkında gerçeten yanılmamış” diye başladı Bengü konuşmaya. “Yani seninle yaşamaya başladığı şeyi anlattığı andan itibaren sana karşı önyargılarım başlamıştı. İşte bir otelde üst düzey bir yönetici, kızın gözünü pozisyonu ve bilgisi ile görme engelli etti, onu kullanıp sonra da bir kenara atacak” diye düşünmüştüm senin hakkında. Ve tabii olarak da korumacı davranıp uzun süre senden ırak durması konusunda da konuştum. Ama o beni dinlememişti, iyi ki dinlememiş” diye ekledi. “Sana herşeyi olduğu gibi anlattıysa sonuçta yaptığımız hiçbirşeyi benim başlatmadığımı da biliyor olman lazım, sebep önyargıların oldu ki benim hakkımda?” diye sordum. “Ya ne bileyim, işte Selin bu, kimi aklı bir karış havada olabiliyor. Yani içinde olan o, yaşayan o tabi yani de kendi gönüllü olduğu için onu yönlendirmiş olabileceğini düşündüm, ne bileyim, galiba onu bir erkekle paylaşmak fikri bana çok da sıcak gelmediği için olmuş olabilir” diye yanıtladı Bengü. Bu arada Selin elinde kahvelerle salona girince ikimiz de koltukta doğrulduk. Kahvelerimizi yudumlarken sohbeti bu kez Selin başlattı. “Biliyor musun, Bengü senin hakkında beni hep uyardı aslında, senin beni kullanıp atacak bir kir olduğuna kadar vardırmıştı işi ama gördüğüm kadarıyla şimdi tüm fikirleri değişmiş durumda” dedi gülerek. “Biz de tam bunu konuşuyorduk. Yani sonuçta vaziyet ortada. Ancak ikinizin de birşeyi bilmesini istiyorum. Bu yaşadığımız şey, bir birliktelik, bir münasebet değil. Bunu lütfen doğru konumlandırın. Evet, sizinle yaşadıklarımdan şeref duydum. Bana müthiş zevkler yaşattınız. Ancak herşey başlamadan evvel ve çok daha da evvel söylediğim şeyi tekrar etmek istiyorum. Beni lütfen sizi kullanıp atmış gibi değerlendirmeyin. Bu sadece ben olduğum için böyle. Bu yaşadıklarımız çok hoştu, çok güzeldi, şehvetliydi, kimi his yüklüydü. Bunu inkar edemem ancak bu kadardı. Duygusal anlamda bir süreklilik beklentisi içine girmeyin. Bu gün, yada öbür günlerde yaşayacağımız şeyler asla ve asla his içerikli bir birlikteliğin başlangıcı, ortası yada sonu olmamalı. Bu üçümüzü de üzer. Bir şekilde ben buyum. Ve beni böyle kabul etmenizi istiyorum” diye devam ettim. İki kızın da yüzü biraz asılmıştı. Mevzu, bahis ani ciddileşmişti çünkü. “Yani, bunu biliyorum, baştan da söylemiştin zaten. Ve ben de daha fazlasını istemiyorum ki. Sadece bu yaşadıklarımızın adını koymak gerekirse ne demeliyiz onu bilemiyorum” diye söze girdi Selin. “Yani ani ben de bilemedim ki, şimdi aklım öbür yerde, mevzu, bahis nerelere geldi, ben kahve bitse de işimize baksak diye düşünüyordum, Cenk konuyu nerelere getirdin yani” diye gülümseyerek inceden çıkıştı Bengü. “İlla bir ad koymamızın gereği var mı?” diye sordum Selin’e. Ki daha Selin yanıt vermeden Bengü girdi söze “Hayır, niye bir ad koyalım ki aslında doğru söylüyorsun. Cenk, sen yaşadıklarından pişman mısın?” diye sordu. “Hayır, aksine çok mutluyum.” Diye yanıtladım. “Peki ya sen Selin? Kaldı ki bunları yaşamaya en hevesli olan ve en çok isteyen sendin?” diye Selin’e sordu bu kez. “Hayır, aksine iyi ki de bu günü yaşadım. Hayatımın en aka korkusunu hayatımın en aka zevki haline getirdiniz ikiniz de.” “ O vakit buna bir ad koyup herhangi bir şey ile sınırlamanın, bir şekilde nitelemenin anlamı da yok. Sonuçta hepimiz yaşadıklarımızdan memnunuz. Benim asıl sormak istediğim soru ise şu Cenk sana… Ya bunu tekrar yaşamak istersek?” dedi Bengü. “Birlikte güzel vakit geçirmek için benim herhangi bir engelim yok. Bu illa bu gün yaşadıklarımız gibi bir içerik de olmak zorunda da değil. İşin içine yoğun duygularınızı karıştırmadığımız müddetçe, işin içinde aşk olmadığı müddetçe benim bir engelim yok. Amaç sonuçta keyifle vakit geçirmek ise ve beklentiler herkes için sadece bu kadar olacak ise her vakit mümkün. Sonuçta birşeyi şayet hepimiz beğeni alacaksak yapmak doğru olan diye düşünüyorum değil mi?” diye yanıtladım. “Yani örneğin sinemaya gitmek, dışarıda bir yerlerde aş yemek, konsere falan gitmek gibi şeyleri de yapmak olası mü yani seninle?” diye sordu Selin. “Evet, Afyon dışında bunları yapmak elbette mümkün. Ancak Afyon içinde bu sadece mesele yaratır. “ diye yanıtladım. “O vakit Eskişehir çılgınlıklarımıza hazırlansa iyi olur” diye yanıtladı Selin. Gözüme duvardaki saat ilişti. Sabah 7’yi gösteriyordu ve benim 9’da otelde olmam gerekiyordu. Selin de saatin farkına varmıştı ve gideceğimi biliyordu. Dudaklarıma yapıştı ve hoyratça öpmeye başladı ani beni. “Gitmesen… “ diye ümitsizce sordu. “Biliyorsun, orada olmak zorundayım, bu benim işim ve önceliğim” diye yanıtladım. Bengü’de Selin’e katılmıştı. Şimdi tekrar 3 şahıs öpüşüyorduk. Aletime kan gitmeye başlamıştı yine. “Bence hiç zorlamayalım. Yarım gün çalışacağım zaten ve perişan göründüğümü tahmin edebiliyorum. O yüzden beni bağışlayın kızlar” diyebildim sadece aralarından doğrulup ayağa kalkarken. Aletim ise tam tersini söylüyordu aslında. Kazık gibiydi ve saten sabahlığın ortasından çıkarmıştı kendini meydana. Bengü atik davrandı ve eliyle kavradığı gibi aletimi ağzına soktu. Onu Selin takip etti. İki kız şimdi hunharca aletimi yalıyordu. Kalçalarımı okşuyorlar, aletimi sıvazlıyorlar, birisi diliyle yalarken aletimi, öteki taşaklarımı yalıyor, sıkıyor, baldırlarımda gezinen eller… Yorgunluğa karşın bu iki çıtırın ateşi beni tekrar yükseklere çıkartıyordu. Bengü ustaca kavradı aletimi, başını Selin’in ağzına uzattı ve “Ağzına almadan sadece ucunu yala” diye emretti bir yandan aletimi de sıvazlıyordu. Selin’in dil darbeleri beni perişan etmeye yetmişti. Sanırım 10 dakika boyunca devamlı olarak sırayla aletimi sıvazladılar ve hiç ağızlarına sokmadan sadece başına, sünnet çizgisinin etrafına dil darbeleri attılar. Artık ne gelecekti bilmiyorum ama boşalmam yakındı. Homurdanmaya başlamıştım. Çünkü Selin’in ve Bengü’nün tam sünnet çizgisine ve aletimin derhal altına attıkları dil darbeleri beni çıldırtıyordu. İyice hassaslaşmıştı artık ve delirecek gibi oluyordum. Boşalmak istiyordum ama bir şekilde Bengü bunu anladığı an aletimi sıkıyordu. Artık aletimin kafası mosmor olmuştu. Patlamak istiyordum. Kendimi art çekip aletimi ellerinden kurtardım. İki kız kafalarını yanyana getirmiş ve musluktan akacak suyu beklercesine aletime ve bana bakıyorlardı. Hızla onların yüzüne doğru mastürbasyon yapmaya başladım. Selin ve Bengü ise bir yandan beni takip ediyorlar, bir yandan kendi göğüslerini okşuyorlar ve yalanıyorlardı. Artık sona gelmiştim ve birkaç sıvazlamadan sonra boşalmaya başladım. Gözlerimi kapamıştım. Nereye boşaldığımın hiçbir önemi yoktu o anda benim için. Dizlerimin bağı çözülmüştü tekrar ve ayakta bile durmakta zorlanıyordum. O hassasiyetle ani Selin aletimin başını ağzına alıp içinde kalanları da somurmaya başlayınca kontrolsüz bir şekilde art yığıldım koltuğa. Yarı aleni gözlerimle görebildiğim şey ise Selin ve Bengü’nün öpüşürken birbirlerinin dillerindeki menilerimi emdikleri ve yaladıklarıydı. İki kız dakikalarca birbirlerini öptüler ve yaladılar. Benim ise gerçekten kalkıp giyinmem ve Afyon’a işe gitmem gerekiyordu. Her ne kadar nasıl yapacağımı bilmesem de gitmek zorundaydım. Kendimi iyi hissettiğim bir anda ayağa kalmak istedim ama gerisin art yığıldım. Bu iki taze çıtır tüm enerjimi almıştı sonunda aletimden. Hem de sonuna kadar herşeyi somurarak.
“Sanırım gidemeyeceksin” diye kıkırdadı Selin yalanırken. Bengü’nün de hoşuna gitmişti bu aslında. “Gerçekten başım dönüyor” diye yanıtlayabildim. İki kız da ani paniklemişti bu cevabımla. Önce beni koltuğa uzattılar. Ayaklarımın altına bir yastık koydular. “Tansiyonun düştü sanırım. Sonuncusu çok geldi anlaşılan” diye kıkırdadı Bengü. “Koyun can derdinde kasap et derdinde olunca” diyebildim sadece. Bu esnada Bengü bir şey getirdi. “Bunu iç, iyi gelecektir” diye kahverengi bir sıvı içirdi bana. Tadı meyveli birşeylere benziyordu ama ne olduğunu kestirememiştim. Gözlerimi kapatıp dinlenmenin iyi olacağını düşündüm. Aradan biraz vakit geçmişti ki kendimi daha iyi hissediyordum. Saati gördüğümde çoktan 8:30 olmuştu. Selin’den telefonumu rica ettim ve umumi müdüre mesaj attım. “5 günün yorgunluğu bu gün çıkıyor anlaşılan, bu gün gelemeyeceğim. Önemli bir operasyon da yok zaten, umarım sizin için mesele olmaz” diye. “Sorun değil, otel sakin zaten, ben hallederim, dinlen iyice. Yarın da zaten izinlisin. Pazartesi gününe kadar güzelce dinlen, bir ihtiyacın olursa havadis, bilgi, salık ver” diye cevapladı umumi müdür. Bu beni az da olsa rahatlatmıştı. Gözlerimi kapadım ve uyudum.