ROMAN BÖLÜM – 20 – SELİN İLE ESKİŞEHİR V

ROMAN – BÖLÜM 20 – SELİN İLE ESKİŞEHİR V

Gözlerimi açtığımda saat öğlenden sonra 3ü gösteriyordu. Ortalık temizlenmiş, akşamdan yapıt kalmamıştı. Üzerimde hala sadece saten sabahlık vardı. Ve bir de polar battaniye. Doğruldum. Bu esnada Bengü odaya girdi “Günaydın kral” diye gülümsedi. “Günaydın” diyebildim sadece yüzümde mesut bir tebessümle. “Kahve” diye sordu. “Siz ikiniz delisiniz” diyebildim. Kıkırdadı. “Selin de hala uyuyor. Ben de uyanalı yarım saat falan oldu. Sanırım üçümüz de limitlerimizi zorlamışız” diye yanıtladı Bengü. “Ilık bir duş… Ama tek başıma lütfen” diye doğruldum koltukta. “Tamam” diyebildi dudaklarını bükerek Bengü. “Bu arada ben de sana kahve yapayım. Sade nescafe değil mi?” diye ekledi. “Evet lütfen” diye yanıtlayıp duşa girdim. Ilık duş beni kendime az da olsa getirmişti. Güzelce kurulandım. Yine saten sabahlığa bürünüp salona döndüm. Üzerimi giyindim. Polar battaniyeyi katlayıp kenara koydum düzgünce ve mutfağa yöneldim. Bengü kendine ve bana nescafe yapmıştı. Giyin görünce ani irkildi. “Saten sabahlık sana fazla yakışmıştı” diyerek gülümsedi. “Senin üzerinde neden yok” diye yanıtladım. Çünkü o da yine penye eşofmanlarına bürünmüştü. Kahvelerimizi alıp salona geçtik ve birer sigara yaktık. Öylesine sohbet etmeye başladık. Biraz sonra Selin tek kelimeyle emekleyerek salona geldi ve kucağıma bir kedi gibi kıvrıldı. “Biraz da burada uyumak istiyorum, kucağında” diye mırıldanarak gözlerini kapadı. Bengü televizyonu açtı. Yeni başlayan bir film vardı ve onu seyretmeye başladık hiç konuşmadan. Kahve, sigara, kucağımda uyuyan Selin ve film izliyordum şimdi. Sakinleşmek iyi gelmişti doğrusu. Selin de uyanıp doğruldu, dudaklarıma ufak bir buse kondurup “bir duş bana da iyi gelir değil mi” diye kalktı ve duşa girdi. Bir süre sonra üzerinde bir eşfoman takımı, elinde bir fincan kahve ile o da yanımıza gelip film izlemeye başladık.
Telefonuma baktığımda 12 adet cevapsız davet vardı. Hiçbirini duymamıştım. 12 çağrının 2 tanesi bilmediğim bir numara, 10 tanesi ise Zuhal Hanım’dan geliyordu. Selin Zuhal Hanım’ın beni 10 kez aradığını görünce “ne fazla aramış sizi Zuhal Hanım” diye sorgularcasına yüzüme baktı. “İşle alakalı birşeydir sanırım, bir art arasam iyi olur” diye ayağa kalktım ve hole yönelerek Zuhal Hanm’ı art aradım.
“Zuhal hanım merhaba, beni aramışsınız ama kusura bakmayın, rahatsızdım biraz yatıyorum” diye başladım konuşmaya. “Müdürüm, ben de sizi merak ettim. Sabah umumi müdürümüz söyleyince öğlene kadar zor durdum vallahi. İyisiniz değil mi, bir ihtiyacınız var mı, otelden çorba falan birşeyler getirelim mi arkadaşlarla?” diye yanıtladı. “Yok fazla teşekkür ederim. Kendime geldim fazla şükür. Az evvel birşeyler yedim. Şimdi daha iyiyim” diye yanıtladım. “Yarın için planınız ne?” diye sordu bu kez Zuhal Hanım. “Bu pazarı yatakta geçirmeyi planlıyorum.” Diye yanıtladım. “tek başınıza mı?” diye kikirdedi Zuhal Hanım. “Galiba buna gerçekten ihtiyacım var.” Diye cevapladım. Zuhal Hanım’ın sesindeki düş kırıklığını algılayabiliyordum. “Yani birşeye ihtiyacınız varsa lütfen havadis, bilgi, salık verin, derhal ayarlar getiririm ben otelden arkadaşlarla” diye devam etti. “Zuhal hanım, inceliğiniz için gerçekten fazla teşekkür ederim. Şimdi gayet iyiyim, tek ihtiyacım dinlenmek sanırım. Pazartesi görüşürüz” diye yanıtladım. “Peki müdürüm, pazartesi görüşürüz o zaman” diye üzgün bir şekilde kapattı telefonu.
Tekrar salona döndüğümde “Zuhal Hanım’da pek bir ısrarcı size muavin olmak konusunda niyeyse!” diye bir tümce kurdu Selin. “Merak etmiştir kadın müdürünü” diye kıkırdadı Bengü. “İşte tam olarak söylemeye çalıştığım şey bu Selin. İşin içine duygular girer ise ben yokum. “ diye katı bir yanıt verdim. Sınırları doğru çizmem gerekiyordu. Bu cevabım Selin’i üzmüştü biraz. “Bak adam daha başından sana ve bana bazı şeyleri söyledi az önce. Tek ortak gaye var o da keyifli vakit geçirmek. Şöyle düşün, sana olan duygularımı biliyorsun. Seni Cenk ile paylaşmak ne kadar zor benim için aslına bakarsan. Ancak anın tadını çıkarmak daha keyifli. Bekar, iyi bir işi olan, saygın bir adam ve bir münasebet peşinde değil. Seni zorla tavlamadı, beni de zorla bu oyunun içine o iç etmedi. Sen gönüllü oldun, istedin, ben karşı olsam da seni kıramadım ve Cenk de senin isteğini yerine getirmekten öteye diğer bir şey yapmadı. Beklentiye de girmedi. Dün gece buraya gelirken neler olacağını az fazla biliyordu belki ama bu kadarını yaşayacağımızı ne sen, ne ben ne de Cenk tahmin edebilirdi. Adam dramdan ırak durmak istiyor. Kıskanılmak, sahip olunmak… Bence en fazla hak ettiği ancak asla yaşamak istemediği bir şeye Cenk’in benim anladığım kadarıyla.” diye yumuşakça söze girdi Bengü. “güzel şeyler yaşadık, devamını da yaşamak istiyoruz değil mi? O yüzden lütfen bu yaşadıklarımızı hususi bir kalıbın içine sokmayalım. Evet, 42 yaşında bir adam için sizin gibi gencecik kızlarla beraber bunları yaşamak olağanüstü gurur verici. Öte yandan benim yaşamımda hususi bir ilişkiye yer vermek gibi bir arzum, isteğim de yok. Tek derdim güzel vakit geçirmek. Yine yine ediyorum, illa seks olmak zorunda değil. Eğer bütün taraflar istiyor ise bu mümkün. Sen istemiyorsan ve ben zorluyorsam, yaptığımız aktiviteden beraber keyif almayacaksak bir anlamı yok. Bak kıskanılmak güzel ve insanın gururunu gerçekten okşayan bir şey. İlaveten benim beklentim bu değil. “ diye ben de birşeyler söyledim. “Aslında yani doğru söylüyorsun. Benimki galiba çocukça bir tepki oldu. Özür dilerim” diye cevapladı Selin.
“Bu gece de kalır mısın bizimle? Belki dışarı menfaat bir bara falan gideriz ne dersin?” diye sordu Bengü konuyu değiştirmek istercesine. “Aslında güzel olur. Uzun zamandır dışarıda birşeyler yapmamıştım. Canlı müzik olan biryerlere gitmek keyifli olabilir” diye yanıtladım. “Aa… evet ya. Harika olur. 222’ye gidelim” diye ekledi Selin. “Üniversiteden birkaç dost çağırmamda sakınca olur mu peki?” diye sordu Bengü. “Bence mahsuru yok, ne kadar kalabalık, o kadar az risk benim için” diye yanıtladım.
“Bu arada pizza söylüyorum. Birşeyler atıştırsak iyi olur. Sonra da uzanıp dinleniriz yine” diye devam etti Bengü. “Tamam, pizzaları ben söyleyeyim o zaman” diye söze girdi Selin. “Ben de arkadaşlarımı arayayım, gelmek isteyen olur sa 222’ye diyerek kalktı Bengü mutfaktan ve salona geçti. Pizzanın neli olacağına karar verdik, Bengü arkadaşlarını aradı, sigara içtik, sohbet ettik, pizzaları yedik ve yine mayıştık. Saat akşam 7yi gösteriyordu çoktan. “ben biraz uzanmak istiyorum” dedi Bengü. Nasılsa saat gece 11’de gideceğiz. Eğlenceli bir gecede esneyip durmak istemiyorum, ya siz?” diye de sormayı ihmal etmedi. “iyi fikir” diyebildim. Selin cep telefonunun alarmını saat 22’ye kurdu. Anca uyanır hazırlanırız. Ne olmaz ne olmaz” diye yerinden kalktı. “Hadi o vakit gidip uzanalım” diyerek elimden tuttu. Mutfaktan salona gideceğimizi düşünürken bu kez beni döşek odasına doğru götürdü. 2 metreye 2 metre devasa 2 benlik bir döşek vardı odada. “Bunu baştan niye söylemediniz” diyerek attım kendimi yatağın ortasına. Bengü ve Selin de bir anda üzerime çıktılar. “Kızlar, uslu durun… gece uzun olacak ve şimdi dinlenirsek iyi olur” diye ikisini de üstümden aldım. Usulca sağıma ve soluma uzandılar. Selin sol tarafımda, Bengü sağ tarafımdaydı ve ikisi de başlarını göğsüme yaslamışlardı. Sessizlik yargıç oldu, huzuru hissettim ve uykuya daldım hızlıca.
Gözlerimi açtığımda Bengü ve Selin çoktan kalkmışlardı. İkisi de çırıl çıplak gardrobun önünde ne giyeceklerine karar vermeye çalışıyorlardı. Benim uyandığımı görünce Selin transparan kara bir body tuttu önüne. “İçime kara düz bir sütyen ve altıma da tayt… Sence nasıl olur?” diye sordu. “Eskişehir geceleri için fazla iddalı olabilir mi acaba?” diye yanıtladım yarı aleni gözlerimle… Koca bir kahkaha attı Bengü… Sen 222ye gidince iddalı kıyafetleri orada görürsün” diye yanıtladı. “Ha bu arada yaklaşık 10 şahıs olacağız. Birkaç çift dışında çoğu bekar kızlar. diğer kızlara asılmak yok ona göre” diye kikirdedi Selin. “Açıkcası siz varken benim diğer kızlara asılmam fazla olası olmayacaktır ancak sizin ikinizin yanında beni gören diğer kızların bana asılmasını nasıl önleyeceksiniz onu merak ediyorum” diye yanıtladım. “Eee… tırnaklarımızı beyhude uzatmıyoruz” diye gösterdi elini Bengü. “Yolarım onların saçını başını” diye ekledi Selin.
Yataktan kalkıp mutfağa geçtim ve kendime bir kahve hazırladım. Kahvemi alıp yine döşek odasına döndüm ve iki kızın giyinmesini seyretmeye başladım.
İkisi de hala çırıl çıplaktı ve kıyafet beğenmeye uğraşıyorlardı. En sonunda selin kara dantelli bir yarım kilot seçti kendine. Kalçalarının bir kısmını örtüyordu sadece art taraftan. İzlediğimi bildiği için yavaş devinim ediyor bana görsel bir şölen sunuyordu. Baştan çıkarıcı, erotik ve şehvet dolu bir şölen. Kara kendinden desenli bir çorap seçmişti. Önce sağ bacağını yatağın üzerine koydu, elinde topladığı çorabı yavaşça ayağına geçirmeye başladı. Ve baldırlarına gelene kadar okşayarak çorabı bacağına geçirdi. Bu arada bu şova daha fazla dayanamayan Bengü Selin’e yaklaşarak onun çorap geçirdiği bacağını nazikçe okşadı ve dudaklarına ufak bir buse kondurdu. Selin bu kez diğer ayağına aynı şekilde çorabı geçirdi. Kendi etrafında hafifçe döndü ve kalçalarını yavaşça geriye çıkararak baldırlarından kalçalarına, oradan da göğüslerine kadar hafifçe ve yavaş hareketlerle okşadı kendini. Bengü Selin’e yaklaşarak dudaklarına ufak bir buse kondurdu yine ve katı bir tokat patlattı Selin’in sağ kalçasına. “Hadi bakalım taze kadın, bırak şovu da hızlan” diye ekledi. Gülüştük. Tayt yerine kara bir mini etek seçmişti Selin. Üzerine kara düz bir sütyen, en üste de derin göğüs dekolteli bir bluz. “Bu gece fazla iddalı olmamakta yarar var sanırım? Ne dersin Bengü!” diye Bengü’ye döndü. “Fazlasıyla güzelsin.” Diyebildi Bengü. “Sade ama baştan çıkarıcı” diye ekledim ben de. Selin’i izlerken Bengü’nün detaylarını kaçırmıştım gerçi ama o tercihini tayttan yana kullanmıştı. Koyu mor bir tayt, V yaka kara bir tshirt… Makyajlar da tamamlanmıştı birkaç dakika içinde. Alkol alacağımız için bir taksi çağırdık ve 222nin yolunu tuttuk.
222 ye geldiğimizde Bengü’nün üniversiteden arkadaşlarını arayışa koyulmuştuk. Ben jülide bir öbek olacağını düşünürken bir anda kendimi 10 benlik bir bayan grubu ile karşı karşıya bulmuştum. “Eğer bunlardan birine asılırsan, seni yolarım” diye gülümseyerek fısıldadı kulağıma Selin. “Ya onlar bana asılırsa, kayıtsız mı kalayım yani” diye yanıtladım. “Sen bilirsin!” diye gözlerini kısarak bir kedi gibi hırladı hafiften yüzüme. Bengü ve Selin kızlarla merhabalaştıktan sonra beni de tanıştırdılar ve 222nin disco bölümüne geçtik.
Dans, alkol ve eğlence dolu bir gecenin sonuna yavaş yavaş gelirken saatler artık 4ü gösteriyordu. 10 kız ile beraber geçen zorlu bir gece sona ermişti. 12 şahıs olarak başladığımız gece, içeride tanıdığı arkadaşları çıkıp yanımızdan ayrılanlar, kafayı bulup erken gidenler, yorgun olup erken gidenler, diğer bir yerdeki arkadaşlarının yanına kaçanları düştükten sonra 5 kişi; ben, Selin, Bengü, Hatice ve Özge ile tamamlanmak üzereydi. Bizden diğer içeride 50 şahıs falan daha vardı. “Hadi artık gidelim, ne dersiniz?” diye seslendi Bengü. Herkesin onaylamasıyla hareketlendik ve çıktık 222’den. “Kahveleri bizde içmeye ne dersiniz?” diye sordu Bengü Hatice ve Özge’ye. “Artık fazla geç oldu, eve dönsek kötü olmaz” diye yanıtladı Hatice. “Aman kızım, her gece mi çıkıyoruz, kahveleri içer Bengü’de de yatarız işte, bok mu var evde” diye atıldı Özge. “Evet ya Hatice, oyun bozanlık yapma işte, kahveleri içer, seriliriz evin her tarafına” diye ekledi Selin de. Şaşırmıştım. Kızlar geceyi uyuyarak geçirmek istiyorlardı. Ve görünen o ki bu gecenin devamında uyku kaçınılmaz son olacaktı.
Hatice’nin ikna olması ile bir taksiye doluşup Bengü’nün evine doğru yola çıktık. Eve kadar gecenin farklı dedikodularını dinledikten sonra sonunda eve varabilmiştik. Kapıdan içeri girdik ve Bengü kahveleri yapmak için derhal mutfağa yöneldi. Hatice ve Özge ise üzerlerindeki paltoları çıkarıp oturma odasına geçtiler. Ben de onları takip ettim. “Kızlar, üzerinize rahat birşeyler giymek isterseniz eşofman ve pijama bol” diye söze girdi. Her ikisinin üzerinde de bacaklarını sıkıca saran tayt ve boğazlı birer kazak bulunuyordu. “Olabilir” diye oturmadan Selin’in sesine, döşek odasına yöneldi kızlar. Alkolün etkisiyle herkes fazlasıyla rahattı ortamda. “Aman canım, Cenk yabancı değil, gerçekten istediğiniz gibi rahat edebilirsiniz, merak etmeyin” diye seslendiğini duydum bir ara kızlara Selin’in. Arkasından da kıkırdamaları gelmişti kızların. Üçü sırayla art geldiklerinde hepsinin üzerinde birer v yaka tshirt, altlarında penye birer eşofman altı vardı. Thsirtlerin üstünden belli olan göğüs uçları, hepsinin memelere özgürlük verdiğinin de net şekilde göstergesiydi.
Bu arada Bengü bütün kahveleri getirdi, ben kendimi armut koltuğun üzerine bıraktım. Bengü kahvemi uzatınca doğruldum. 4 kız da kendilerini 4lü koltuğa yanyana sığdırmışlardı. Herkes alkollüyda ve ortam fazla rahattı. Kızlar gecenin kritiğini yapıyor, yanımızdan ayrılan arkadaşları hakkında konuşuyor, kıyafet muhabbeti yapıyorlardı. Lavaboya gitme ihtiyacı hissedince kalktım, salondan çıkıp lavaboya girdim, elimi yüzümü yıkadım biraz oyalandım. Bu arada içerideki gülüşmelerin ses seviyesi adi yükselmişti. Lavabonun kapısını açınca ses ani kesildi. Odaya girdiğimde herkes gülmek istiyor ama kendini tutmaya uğraşıyordu.
“Ben lavabodayken adi güldünüz… Önemli birşeyler kaçırmadım umarım” diye giriştim söze. “Yok yaa… kadınsal dedikodular işte” diye atladı Selin. “Sizi dedikodularınız ile başbaşa bıraksam, ben yatsam olur mu?” diye ekledim. “Yani sabahı bulduk. Gerçekten hepimiz uyusak iyi olur.” diye söze girdi Selin. “Hımm. O vakit kızlar biz hep beraber döşek odasına, Cenk bey size de kanepeyi açalım” diye devam etti Bengü. “Olur, rahatınıza bakın, ben armut minderde bile uyuyabilecek durumdayım” diye yanıtlayabildim.
Selin benim yatağımı hazırlarken kızlar da aka döşek odasına geçtiler. Herkes yatağında yerini almıştı artık. Uykuya dalmak üzereydim ancak içeriden yine bir sigara yakıldığını kokusundan alabiliyordum. Anlaşılan kızlar gecenin sonunda iyice bayılmak istiyorlardı. Kıkırdamaları kesilmiyordu. Az sonra Selin elinde cigaralık ile geldi. “Uyumadan evvel iyi gelir…” diye uzattı. Bir soluk çekip havaya üfledim. Selin ağzımdan çıkan dumanı havada yakalayıp içine çekti. Sonra dudaklarımı dudaklarıyla birleştirip ciğerlerindeki havayı bana üfledi. Öpüşmeye başladık. Elini aletimin üzerinde gezdirmeye başladı. Cigaradan bir soluk daha çekerek yine ağzıma üflemeye başladı. “Kızların havası kaçmadan onlara da yetiştireyim” diyerek ayrıldı yanımdan. İçerden kikirdemeler gelmeye devam ediyordu. Bu kez Bengü geldi. “herkesin kafası güzel, döşek odasına gelsene” diye elindeki cigaralığı uzattı. “Hatice ve Özge” diyebildim sadece. “Herkesin kafası güzel… gel hadi” diyerek ekledi tekrar. Cigaradan bir soluk daha çektim, koltuktan kalkıp döşek odasına Bengü ile el ele girdiğimde Selin, Hatice ve Özge gülüyorlardı. Devasa yatakta 4 kızla beraber kafalar dumanlı cigaralığı döndürüyorduk. Tek yaptığımız şey cigaradan birer soluk çekip yanımızdakine vermekti. Bengü bir soluk çekti ve bu kez dudaklarını Ögze’nin üzerinde Selin’in dudaklarına uzatarak öpüşürken dumanı Selin’in ağızına üfledi. Selin içine çektiği havayı yanındaki Özge’ye uzanarak onun dudaklarının arasından ciğerlerine doldurmuştu. Özge bu vaziyet karşısında gülmeye başlamıştı. “Değişik bir yolmuş, ama keyif verdi” diyerek cigaralıktan bir soluk çekti ve Hatice’ye doğru uzanıp onun dudaklarının arasından ciğerlerini cigara dumanı ile doldurdu. Hatice kikirdeyerek yerinden doğruldu ve aynı hareketi Bengü’ye yaptı. Bu kızların hoşuna gitmişti. 4 kız kendi aralarınd cigaradan çekiyor ve jülide bir sırayla birbirlerinin dudaklarının arasından üflüyorlardı. Ben ise sağ kolumun üzerine uzanmış, onları seyrediyordum. Selin bir soluk çekti ve bana doğru uzanıp bu kez ateşli bir şekilde öperek ağzındaki dumanı benimle paylaştı. Bu bütün kızların gülüşmesine neden olmuştu. “Bu daha keyifli” diye ekledi dudaklarımdan ayrıldığında. Cigaralık bu kez Bengü’de idi. Aynı şeyi Bengü tekrarladı. “Hımm. Gerçekten” diye cigaralığı Hatice’ye uzattı. Hatice evvel tereddütte kaldı. “Denemelisin” diye fısıldadı Selin. Hatice ürkekçe bana yaklaştı ve dudaklarını hafifçe dudaklarıma değdirerek ciğerlerindeki dumanı bana üfledi. Sonra da masumca gülümseyerek art çekildi. Özge cigaralıktan derin bir soluk çekti, sıranın kendine geldiğini biliyordu. Usulca bana doğru uzandı, dudaklarını dudaklarıma uzattı. Önce hafifçe dokundurdu dudaklarını dudaklarıma, sonra iki dudağımın arasına yerleştirdi ve içindeki dumanı ciğerlerime üfledi. Selin Özge’nin kıçına hızlı bir şapla vurunca art çekti kendini… Kızlar bu eğlenceli aktiviteden fazla keyif almışlardı. Ve aleni bir şekilde herkes uçuyordu. Nasıl olduğunu ve nasıl başladığını bilmediğim bir şekilde Bengü ve Selin ateşli bir şekilde öpüşmeye başladılar. Hatice, Özge ve ben, yatakta Bengü ve Selin’in öpüşmesini seyretmeye başlamıştık. İki kız çılgın gibi öpüşüyor, artık ellerini de birbirlerinin vücutlarında gezdiriyorlar, tshirtlerin altından göğüslerini okşuyorlardı. Onları rahat seyredebilmek için yanlamasına bir pozisyon aldım yatakta. Bu esnada Özge de tam göbeğimin üzerine koymuştu başını. Sertleşmiş aletim ile başının arasında sadece bir karış ara vardı. Hatice ise sırtını duvara yaslamış, bacaklarını kendine doğru çekmiş olan biteni seyrediyordu. Elim gayri ihtiyari Özge’nin göbeğine doğru gitti. Özge bu hareketime hiç tepki vermemişti.