ROMAN – BÖLÜM 22 – ZUHAL, BUKET VE BEN

ROMAN – BÖLÜM 22 – ZUHAL, BUKET VE BEN

Kendi kendime güldüm. Aç tavuk kendini buğday ambarında görürmüş hesabı, 2 kız yetmemiş, üzerine 2 kız daha ek olmuştu. Daha evvel yaşamadığım bir şey değildi halbuki. Rüya bile olsa güzeldi.
Yataktan doğrulup duşa yöneldim. Ilık su beni adi rahatlatmıştı. Traşımı oldum, üzerimi giyinip otele geçtim. Buket ile uzaktan kesişmeler, Selin’in mesajları, günlük rutin kontroller, arada Zuhal Hanım’ın sözlü tacizleri… “Yarın… unutmayın” diye gün boyu başımın etini yemişti. Saat öğlenden sonra 2 olmuştu. Yavaşça toparlanıp çıkmaya hazırlanıyordum ki Zuhal Hanım ofisime geldi. “Müdürüm müsaadenizle ben çıkıyorum” dedi. “Tabi Zuhal Hanım, ben de zaten az sonra çıkacağım. “ diye yanıtladım. “Tamam o zaman görüşmek üzere” diye ofisten çıktı gözlerini süzerek ve dudaklarını bükerek. Bu kadın bir erkeği baştan çıkarmayı gerçekten biliyordu. Son bir kez katları gezmek için kuaförün önünden geçerken Buket’i gördüm. Ağır adımlarla geçerken ona selam verdim, asansöre doğru ilerlemeye başladım ki arkamdan Buket’in ayak seslerini duymuştum. Asansöre bindim ve 5inci kata çıktım. Koridorun sonundaki yangın kapısını açtım. Tahmin ettiğim gibi Buket beni takip etmişti. Bulunduğum yer kameraların tersinde kaldığı için görünmüyordu. O da beni görünce bana doğru ağır adımlarla yürümeye başladı. Yangın boşluğunda başbaşaydık. “Seni fazla özledim, yarın birşeyler yapalım” diye yapıştı dudaklarıma. “Tamam” diyebildim. Kat görevlilerinin ayak seslerini duyunca ayrılmak zorunda kaldık. Ben yangın kapısından art koridora yöneldim, o da aşağıya doğru indi. Katları biraz gezdikten sonra ofise döndüm ve arabanın anahtarlarını alarak otelden çıktım.
Yolda aklıma Buket ve Zuhal’i yanyana getirmek geldi. Ama bunu nasıl yapacaktım? Sonuçta iki kadın da öbek seks yapmayı seviyorlardı. Kadınlarla sevişmekten de çekinmiyorlar, aksine oldukça keyif alıyorlardı. Öte yandan aka riskti. Ancak bu riski almaya paha miydi? Kesinlikle evet.
Arabada bir yandan bunları düşünürken Buket’ten Buket’ten gelen mesajı okuyunca “Neden olmasın?” dedim. “Haftasonu seninim. Nerede ve nasıl istersen!” diye yazmıştı mesajında. “Haber bekle benden” diye yanıtladım ve Zuhal Hanım’ı aradım. “Cenk, bu telefonu bekliyordum bende, neredesin? Ne yapıyoruz yarın?” diye sordu Zuhal hemen. “Aklıma yine termal villa geldi, ne dersin?” diye yanıtladım. “Tamam olur. Yarın sabaha ayarlarım bir tane” diye yanıtladı Zuhal. “Bu akşamdan başlamaya ne dersin?” diye yanıtladım. “Oooo.. seve seve…, ben ayarlayayım o zaman hemen” diye hevesle cevapladı. “Yalnız, tek olmayacağım!” diye ekledim. “Nasıl yani? Tek olmayacağım derken?” diye hafif bir düş kırıklığı ile sordu Zuhal. “Eğer sen de istersen bir arkadaşım daha olacak yanımda” diye yanıtladım. “Bir dakika, anlamadım şimdi ben? 3 şahıs mi olacağız” diye yine sordu. “Eğer senin için de sakıncası yoksa.” Diye yanıtladım. “Şehir dışından misafirin mi geliyor?” diye sordu merakla. “Sürpriz olsun desem, senin için sakıncası var mı?” diye yanıtladım. “Yani… aslına bakarsan sonuçta hiçbirşeyi riske atmayacak kadar zeki ve dikkatli bir adamsın. Tamam. Ne kim olduğunun ne de cinsiyetinin önemi var. Kabul. 3 şahıs olalım.” diye yanıtladı. “Tamam o zaman, sen villa işini ayarla, ben de Afium’dan yiyecek meşrubat işini halledip misafirimi de alıp 2 saate kadar gelmiş olurum” diyerek ekledim. “Çok merak ediyorum yaa. İpucu var mı?” diye sordu ısrarla. “Hayır, sürpriz. Hem daha onun da haberi yok. Bekli o kabul etmeyecek” diye yanıtladım. “Tamam, öyle yada böyle, ben villayı ayarlayıp geçiyorum. Siz gelirsiniz.” Diye yanıtladı ve kapattık telefonu.
Hemen Buket’i aradım. “2 saat sonra buluşmaya ne dersin?” diye sordum. “Tamam, nasıl olacak?” diye cevapladı sevinçle. “Gazlıgöle gideceğiz. Orada bir villa hazırlattırıyorum şimdi” diye yanıtladım. “oooo… tüm hafta sonu sen ve ben…. Pilimiz bitecek desene” diye heyecanla yanıtladı. “Asılnda sadece sen ve ben değiliz. Bir misafirimiz daha var” diye yanıtladım. “Nasıl yani? Anlamadım. E ne anladım ben bu işten” diye üzgün bir ses tonuyla yanıtladı. “Yani güzel bir hafta sonu geçireceğimizi garanti edersem… Bana itimat dersem, fazla zevkli olacak dersem” dedim… “Peki kim bu misafir?” diye yanıtladı Buket. “Bana güven” diyebildim sadece. “Tamam. Sana güveniyorum.. 1.5 saat sonra çarşıdan dolmuşa binerim. Gazlıgölde hangi otel?” diye sordu. “Ben de bilmiyorum. 1 saat içinde belli olacak. Seni arayıp havadis, bilgi, salık vereceğim” diye yanıtladım.
Bu iki kadını bir araya getirmek Afyon’da alabileceğim en aka riskti. Ancak yaşayacaklarımı düşündükçe de bu riske girmeye değerdi doğrusu.
Afium Migros’tan 2 şişe absolute, bolca bira, 2 şişe whisky, meyve suları, çerezler, çikolatalar, pişirmeye amade yiyecekler, meyve falan aldım. Bu arada Zuhal Hanım arayıp xxx oteldeki xxx villa diye havadis, bilgi, salık verdi. Ben de derhal bu bilgiyi Buket ile paylaştım. Hızlıca Gazlıgöl’e ve otele gittim. Buket gelmeden evvel Zuhal Hanım’ı olaya hazırlamalıydım. Arabayı villanın önüne çekip eşyaları boşalttıktan sonra otelin en kuytu yerine çektim. Bu arada Zuhal hanım benim indirdiğim malzemeleri içeri taşımıştı.
Villa’ya girip kapıyı kapattığımda Zuhal boynuma sarıldı direk ve dudaklarımızın buluşması uzun sürmedi. Ateşli bir öpücükten sonra “Bayağı birşeyler almışsın. “ diyerek söze girdi. “Valla dibine kadar eğlenelim istiyorum” diye yanıtladım. “E hani misafirin nerde, gerçekten fazla merak ediyorum” dedi. “Sürpriz. Herhalde 20 dakikaya burada olur” diye yanıtladım ki bu esnada Buket’in mesajı geldi. “Geldim. Otelin bahçesindeyim” yazıyordu. “Hatta 5 dakika sonra” diye devam ettim. “Şimdi… Seni içerideki odaya götürüyorum. Gözlerini bağlıyorum. Açmayacaksın.” Dedim Zuhal’e. “Niye ki?” diye yanıtladı. “Bu sürprizin en mühim parçası” diye yanıtladım. Kalçalarına bir şaplak atıp onu içerideki odaya götürdüm ve gözlerini sıkıca bağladım. Görmeyeceğinden emin olduktan sonra dudaklarına ateşli bir öpücük kondurdum. Bu arada konuşmak, ses çıkarmak yasak.” Diye ekledim. “Tamam, öyle olsun bakalım. Hep ben mi oyun oynayacağım..” diye kıkırdadı.
Odadan hızlıca çıkıp kapıyı kapattım. Buket’i aradım. Adını hiç kullanmadan kapıyı açtığım andan itibaren hiç konuşmamasını, bunun fazla mühim olduğunu söyledim. O da tamam, kapının önündeyim zaten açar mısın dedi. Kapıyı açtım. İçeri girdi. Dudaklarına yapıştım hızlıca. “Bu andan itibaren konuşman yasak. Şimdi gözlerini de bağlayacağım ve ben söylemeden açmayacaksın. Onaylamak için sadece başını salla.” Diye otoriter bir şekilde seslendim Buket’e. O da başını salladı. Onun da gözlerini bir eşarp ile sıkıca bağladım. Göz açmak yok, konuşmak yok. Ancak ben müsaade edersem” diye yine ettim ve dudaklarına ateşli bir öpücük daha kondurdum.
Şimdi iki kadın da gözleri bağlı, çeneleri kapalıydılar. Buket’i ayakta öylece bırakıp derhal döşek odasına yöneldim. Kapıyı açtığımda Zuhal hala gözleri kapalı bir şekilde yatağın ucunda oturuyordu.
Elinden tutup onu ayağa kaldırdım. “Misafirimiz geldi, kuralı unutma, ben söylemeden gözleri açmak yok, konuşmak yok” diyerek onun da başı ile onaylamasını sağladıktan sonra Zuhal’in elinden tutarak onu salona doğru yürüttüm.

“Öncelikle ikinize de bana olan güveniniz için teşekkür ederim. Şimdi kuralım net. Ben söylemeden göz bandı çıkarılmayacak, konuşmak yok. Onaylamak için başınızı kullanın” dedim. İki kadın da gözleri bağlı bir şekilde başları ile onayladılar. “Merak etmeyin. Burada sadece iki bayan ve ben varım. İkinizin de bundan hoşlanacağını biliyorum. Kadınlara karşı lakayıt değilsiniz. Ve tabi erkeklere. O yüzden evvel bu konuda içinizi rahatlatayım istedim.” Dediğim zaman iki kadının da yüzünde hınzır birer gülümseme belirdi. “Şimdi sizden soyunmanızı isteyeceğim. Ama kimin evvel soyunacağına ben karar vereceğim” diyerek Buket’e yöneldim ve onu dudaklarından öperek. “Önce senin soyunmanı istiyorum” diye fısıldadım kulağına ve birkaç adım art çekilerek onun soyunmasını izlemeye başladım.
Buket dışarıdan henüz geldiği için üzerinde paltosu vardı. Hızlıca paltosundan kurtuldu. Kazak, kot pantolon… Yavaşça kemerini çözdü önce, kot pantolonunun düğmesini, fermuarını açarak yavaşça aşağıya sıyırdı. Bembeyaz teni, canlı kalçaları… altındaki dantelli kara kilodu ile muhteşem görünüyordu. Yanına yaklaştım… Onu dudaklarından öperken kilodunun üzerinden yavaşça kadınlığını okşayarak yine bir iki adım art attım. Bu Buket’i çıldırtmıştı. Üzerindeki kazağı bir çırpıda çıkardı. Altında sütyen yoktu. Göğüsleri tüm güzelliği ile ortaya çıkmıştı şimdi. Ona yaklaşıp kilodunun üzerinden kadınlığını bir kez daha okşadım ve göğüslerinin uçlarına ufak ısırıklar kondurdum. Ben Buket’in göğüslerini ısırırken Buket de kilodunu kalçalarının üzerinden aşağı doğru sıyırıp çoktan ayaklarının dibine ulaştırmıştı. Bacaklarını hafifçe araladığında ise bir elini çoktan kadınlığı ile buluşturmuştu.
Alt dudağını dişlerimin arasına alıp hafifçe ısırdım. “Böyle kal” dedim. Başı ile onayladı. Zuhal’in yanına gidip onu ellerinden tuttum ve Buket’in önüne diz çöktürdüm. “Ellerinizi kullanmak yok. Şimdi sana onun kadınlığını tattıracağım” diye seslendim. Buket de Zuhal de dudaklarını ısırmışlardı. Zuhal’in başını hafifçe yukarı kaldırdım. Buket’i de bir adım daha, kadınlığı tam Zuhal’in ağzına istikbal şekilde yaklaştırdım. “Şimdi dilini kullanma zamanı” diye fısıldadım Zuhal’e. Zuhal dilini yavaşça dışarıya çıkardı ve Buket’in kilitorisine dokundu. Buket ufak bir irkilme yaşadı ve kendini biraz art çekti. Buket’e yaklaştım ve onun alt dudağını dişlerimin arasına alarak hafifçe ezdim. “Rahat bırak kendini, bana güven” diye fısıldadım kulağına. Bacaklarını biraz daha araladı ve yine öne doğru çıkardı kadınlığını bu kez Buket. Zuhal dili dışarıda bekliyordu. Buket’in kadınlığına ulaşması fazla zaman almadı. İki kadın gözleri kapalı, birisi çıplak, birisi giyinik… Görünüm harika görünüyordu doğrusu. Zuhal’in dil darbeleri Buket’i yavaş yavaş harekete geçirmeye başlamıştı. Başını hafifçe geriye atmış ve dili ile dudaklarını yalıyordu.
Pantolonumun fermuarını açtım. Aletimi dışarı çıkardım. Buket’in omuzlarından bastırarak onun da diz çökmesini sağladım. İki kadın yüzyüze dizlerinin üzerinde ve gözleri bağlı bir şekilde her talimatıma uymaya amade bekliyorlardı. Aletimi ikisinin yüzünün arasına getirdim. Başlarını hafifçe iterek ikisinin de dudaklarını aletimin yanlarına değdirdim. “Şimdi beni biraz keyiflendirin hadi” diye fısıldadım bir yandan da iki elimle saçlarını okşarken Zuhal ve Buket’in.
Zuhal aletimin sol tarafından, Buket sağ tarafından başladı yalamaya. Dudakları arada birbirine değiyor, ürkekçe art çekiyorlardı. İki kadının dudaklarını birleştirmenin yolu aletimden geçiyordu ve bu bana aka bir keyif veriyordu. “Şimdi ikiniz de en dibinden başına doğru aynı anda yalayın, başına ulaşınca yine geriye” diye talimat verdim. Aynı anda iki kadının dudaklarıyla kendime mastürbasyon yaptırıyordum. Birkaç gitgelden sonra “artık dudaklarınızın buluşma zamanı” diye seslendim iki kadına aletimi dudaklarının arasından çekerken. İkisi de evvel durdu. Sonra dudaklarını birbirlerine değdirdiler. Ve evvel ufak buseler geldi. Ardından iki kadın şehvetle birbirlerinin dudaklarına saldırdılar. Dillerini birbirlerinin ağızlarının içine sokuyor, birbirlerinin dudaklarını emiyorlardı. Zuhal ellerini Buket’i çıplak vücuduna götürmek için hareketlendiğinde “dokunmak yok, ben ruhsat verenene kadar” diye uyardım. Birkaç dakika onların sadece öpüşmesini izledim. Sonra aletimi yine bu iki kadının ağzına uzattım. Bu kez fazla daha iştahlı bir şekilde saldırmışlardı aletime. Hiç ellerini kullanmadan kah aletimi alabildikleri kadar ağızlarına alıyorlar, kah yalıyorlar, kah birbirleriye öpüşüyorlardı. Yukarıdan görünüm oldukça keyifli görünüyordu.
Aletimi geriye çektiğimde iki kadın da havada boşluğa dil atıyorlar, ağızlarından kaçırdıkları o katı ve kalın şeyi dilleriyle yine bulmaya çalışıyorlardı. Önce onların yanına diz çöktüm ve dudaklarımı evvel Buket’in dudaklarıyla buluşturup dilimi ağzının içine sokup çıkarmaya ve onunla öpüşmeye başladım. Bir elim ise Zuhal’in saçlarını okşuyordu. Sonra Buket ile öpüşmemize Zuhal’in başını da hafifçe çekerek çağrı ettim. Şimdi 3 dil, 6 dudak birbirine karışmış şekilde öpüşüyorduk. İçimizde sadece Buket çıplaktı. Sağ elim ile Buket’in çıplak sırtını okşarken, sol elimle de Zuhal’in gömleğinin üzerinden göğüslerini okşuyordum.
Zuhal’i yavaşça geriye doğru çektim ve onun sırt üstü yere yatmasını sağladım. Buket’in kulağına hafifçe “bekle” diye fısıldadım ve Zuhal’e yöneldim. Zuhal’in gömleğinin düğmelerini hızlıca açarak evvel üst bedenini çıplak bıraktım. Daha sonra da altındaki kumaş pantolondan kurtulmasını sağladım. Şimdi sadece sütyeni ve kilodu ile yatıyordu. Ellerimi kadınlığına götürüp kilodunun üzerinden Zuhal’i okşamaya başladım. Kilodunun iki yanından tutarak ondan da kurtulmasını sağladıktan sonra bacaklarını iyice iki yana ayırdım. Zuhal’in ellerinden tutarak başının yanına getirmesini sağladıktan sonra Buket’e yöneldim ve onu Zuhal’in kadınlığına doğru yönlendirdim. Dirseklerinin üzerine doğrulan Buket, biraz daha yardımımla tamamen yere uzanmış şekilde ve tam dilinin önünde Zuhal’in kadınlığı ile öylesine uzanıyordu. Başını hafifçe aşağı eğmesini sağlayınca Zuhal’in kadınlığı ile buluşmuştu şimdi Buket ve hiç zaman kaybetmeden onu dillemeye başlamıştı. Sadece dilini kullanıyordu. Buket’in çıplak bacaklarını bir süre hafifçe okşadım. Dilimle sağ ayak bileğinden başlayarak sağ ve sol bacaklarına yaş ve ince bir çizgi ile yalayarak kalçalarına kadar çıktım. Dilimle kalçalarının üzerine yaş izler bırakırken, sağ elimi de yavaşça kadınlığına kaydırarak onun da kilitorisini okşamaya başladım. İşaret parmağımı ıslanmış olan kadınlığına yavaşça kaydırırken Buket’in ağzından hafif bir inleme geldi. Parmağımı ileri art yavaşça devinim ettirirken, hareketlerimin onun da Zuhal’in kadınlığına yaptığı oral seksin şiddetini arttırdığı kesindi. Doğruldum ve bu kez Zuhal’in başının hizasına giderek dizlerimin üzerine çöktüm ve aletimi Zuhal’in dudaklarına değdirdim. Aletimi dudaklarına hisseden zuhal iştahla ağzını açıp aletimi ağzına çekti. Başını bir elimle sabitleyerek Zuhal’in ağzından yavaş yavaş gidip gelmeye başladım. Birkaç gitgelden sonra ayağa kalktım ve soyundum. Sonra Buket’e eğildim ve onu yerden kaldırdım. “Bekle” diye fısıldadım. Arkasından aynı şekilde Zuhal’i yerden kaldırıp iki kadını yine surat yüze getirdim. Başlarından hafifçe bastırınca iki kadının dudaklarının birleşmesi hiç de zor olmadı. Öpüşmeye başlamışlardı çılgın gibi yine. Ve işte tam bu anda hızlı bir devinim ile ikisinin de gözlerindeki bağları çözdüm. Bir anda ikisi de duraksadılar. Birbirlerine baktılar. Sonra dönüp bana baktılar anlamsızca. Hiç kimse konuşmuyordu. Kıyametten önceki sesizlik kadar keskindi ortamdaki hava. Sonra iki kadın birbirlerine gülümsediler ve dudaklarını yine buluşturdular. Bu kez elleri ile de birbirlerinin vücutlarını okşamaya başladılar. Arada öpüşmeyi bırakıp gülüşüyorlar, sonra yine öpüşmeye devam ediyorlardı. Girişteki koltuğun birine oturdum ve iki kadının sevişmelerini izlemeye başladım.