ROMAN – BÖLÜM 29 – GECENİN SAHİBİ YOKMUŞ

ROMAN – BÖLÜM 29 – GECENİN SAHİBİ YOKMUŞ

Nasıl olsa sabah yine art geleceğim diye otelde bir oda aldım kendime. Tam yatağa girmek üzereyken Gece Müdürü Osman Bey aradı. Sahroş bir bayan konuk ile ilgili ağırbaşlı bir mesele yaşadıklarını, aşağıya gelip gelemeyeceklerini sordu. Üzerimi yine giyinip aşağıya indim. Yaklaşık 30 lu yaşlarda, sarışın, uzun boylu, zarif bir bayan… Kör kütük sarhoş olmuş. Loby’de vaka çıkarmış Türk kahvesi yüzünden ve sakinleştirememişler. İsmi Duygu. Üzerinde ten rengi çoraplar, kara bir mini etek, kara topuklu ayakkabılar, ak bir gömlek vardı. Tabi sarhoşluğun ve kendinde olmamasının sebebiyle üstü başı perişan, gömleğinin düğmeleri açılmış, hem üst vücudunda hem de alt vücudunda bol bol frikik veren bir haldeydi. Eh… gecenin o saatinde o kadar erkek personel de tabi kadının başına toplanmış, manzarının keyfini çıkarıyor, gece müdürü de kadını bir yandan sakinleştirmeye uğraşmışlar ama başaramışlar. Kadın da seyirciyi bol bulunca oynamaya devam etmiş.
Önce kendimi tanıttım. Sonra biraz onu dinleyip sakinleşmesini sağladım. Lobi’deki koltuklara oturttum. Ancak His öyle bir oturmuştu ki mini eteğinin altındaki dantelli kara kilodu tamamen ortaya çıkmıştı. Onu biraz olsun ayıtabilmek için garsone söylediğim soda limonu masaya bırakan Mustafa ise Duygu’nun düğmeleri aleni gömleğinin altındaki göğüslerine kilitlenmişti. Sodayı bırakerken Mustafa son bakışını Duygu’nun bacaklarına ve eteğinin altındaki kiloduna kilitlenmişti.
Duygu sodadan bir yudum almak için bardağa uzandığında iri göğüsleri bana da bir göz ziyafeti çekmişti doğrusu. Sodası bitene kadar yaklaşık 20 dakika daha Duygu’nun vücudunda görebeliceğim her noktayı görmüştüm. Ve bu beni gerçekten etkilemişti. Sonunda His biraz kendine gelebilmişti. Onu odasına götürmeyi öneri ettim. Biraz olsun ayılmıştı ancak hala ayakta durmakta zorlanıyordu. Koluna girdim. Ancak bu yeterli olmamıştı. Belinden sarılmak zorunda kalmıştım. O da düşmemek için sağ kolunu omzumun üzerinden atıp bana tutunmuştu. Bu arada giriş yapmak için gelen birkaç oda olunca, öbür personel de istemeyerek de olsa Duygu’yu bana bırakmak ve gelen misafirlerle ilgilenmek zorunda kalmıştı.
Asansöre bindik. His bir an dengesini kaybeder gibi olunca belinden iki elimle kavramak zorunda kaldım arkasına geçip. Bu esnada mini eteği beline kadar iyice sıyrılmış, ten rengi çorabının içindeki kara tangası ile yuvarlak kalçalarının güzelliği ile karşı karşıya kalmıştım. “Üzerinizi biraz düzeltsek iyi olacak” diyerek eteğini aşağı doğru çektim. Sonra kendime döndürüp gömleğinin aleni olan üstten iki düğmesini ilikledim. “Teşekkür ederim” diyebildi yarı ayık yarı sarhoş. ”insanmışsın” diye ekledikten sonra yanağıma ufak bir buse kondurdu. Asansörün kapısı açıldı.
“Kızım bu ne hal” diye bir bayan seslendi görür görmez bizi. “Off… ne varmış halimde, bak müdür bey muavin oluyor bana” diye gülerek yanıtladı. “Ya kusura bakmayın, yani biraz sıkıntıları var bu günlerde, zahmet oldu size, umarım fazla mesele çıkarmamış. “ diye girdi söze. “Yok, olur böyle arada insanlara, mesele değil. Biraz fazla içmiş. Normaldir” diyerek cevapladım. Asansörden çıktık. İsminin Hale olduğunu öğrendiğim öbür bayan da girdi Duygu’nun koluna. Koridorun ortalarındaydı odaları. Kapıya kadar geldik. Hale kapıyı açtı ve ben de Duygu’yu odanın içine götürüp yatağa oturttum.
“Ya kusura bakmayın, böyle hani oda darma dağın, herşeyimiz ortada” dedi utanarak. Çünkü yatağın üzerinde birsürü dantelli iç çamaşırı falan vardı. “Sorun değil” diye yanıtladım. “Gerçi siz alışkınsınızdır, mesleğiniz gereği neler görmüşsünüzdür allah bilir” diye ekledi. “Yani… evet görüyoruz ve sonra da unutuyoruz” diye cevapladım. “unutma kısmı güzelmiş” diye gülümsedi Hale. “Arkadaşınızın daha iyi hissetmesi için yapabileceğim diğer bir şey var mı?” diye sordum. “Yani yok, uyursa kendine gelir sanırım” diye cevpladı Hale. Bu esnada his gömleğinin düğmelerini açıp soyunmaya başlamıştı ki hale farkedince. “Dur kızım, müdür bey gitmedi daha” diye ellerini tutup gömleğini kapattı halenin. “ya bırak ben duş alacağım” diye çıkıştı His ve Hale’nin ellerini ittirip gömleğini çıkarmaya devam etti. Ben de arkamı dönüp odadan çıkmaya yönelmiştim ki “Ya müdür bey kusura bakmayın, bu kızın deliliğini bildiğim için ben tek kafa edemem. Bana muavin olsanız, en azından duş aldırsak, biraz kendine gelse” diye sordu. “Yani olur tabi ama pek de doğru olmaz benim duş aldırmam. Diğer bir mevzu, bahis olursa seve seve” diye yanıtladım. “Yani evet tabi siz de haklısınız.” Diye yanıtladı Hale. Bu esnada His ayağa kalkmış eteğini çıkarmaya çalışırken boylu boyunca yere serilmişti. İkimiz ani art dönüp yine Duygu’yu yatağa oturttuk. “Uyusanız iyi olur” dedim üzerinde sadece sütyen ve altındaki eteğini çıkarıp tanga ve ten rengi kilotlu çorapla yatakta oturan Duygu’ya. “Yani bu kadarını gördüğünüz. Bari böyle sokalım duşa” diye sordu Hale. “Peki” dedim. Halve ve ben yarı çıplak Duygu’nun kollarına girip onu duşa götürdük. Ayakta duramıyordu tek başına. Duşun içine soktuk Duygu’yu. “O vakit ben Duygu’yu ayakta tutayım, siz de su tutun bari üstünüz ıslanmasın” diye Duygu’nun kolundan çıktı hale. Ben de yüzü bana dönük şekilde iyice kavradım belinden düşmemesi için Duygu’yu. Bedeni alaz alaz yanıyordu. Göğüsleri gözlerimin önündeydi ve oldukça güzel görünüyorlardı. İnsanın saldırmaması elde değildi aslında. Tabi gördüğüm görünüm karşısında heybetlim de çoktan kalkmıştı. Hiç olmadığım kadar katı hissediyordum kendimi neredeyse.
Bu esnada Hale üzerindeki tshirtü ve altındaki penye eşortmanı çıkarmış halde üzerinde ak sütyen ve boxer tipi bi kilotla geldi duşa. Duygu’ya göre biraz daha kilolu olmasından dolayı göğüsleri daha dolgun ve kalçaları daha iriydi Hale’nin. Duygu’yu Hale’nin kollarına bıraktım. Duşu açtım ve evvel biraz ılık sonra da yavaş yavaş soğutarak uzaktan su tutmaya başladım Duygu’ya. Hale Duygu’yu arada kendine çeviriyor, bu esnada sırtına, beline kalçalarına tuttuğum soğuk su Duygu’yu biraz daha kendine getiriyordu. Arada soğuk sudan kaçmak için hamle yapsa da Hale buna fırsat vermiyordu. Sonunda duş faslını bitirdik. Suyu kapattım. Odadaki gardropta yer saha bornozlardan birini almak için banyodan çıktım. Döndüğümde Hale, Duygu’nun sütyenini çözmüş, kilodunu çıkarmıştı. His bir yandan kadınlığını, bir yandan göğüslerini elleriyle kapatmaya çalışıyordu. Bornozu uzatıp arkamı döndüm. Giydiğinden emin olduktan sonra yine dönüp Duygu’yu kolundan yakaladım. Yatak odasına götürüp onu yatağa oturttum. Yastık ayarlayıp onu güzelce yatırmak isterken bornozun önü açılmıştı. Şimdi kadınlığı ve göğüsleri iç bütün vücudu gözlerimin önündeydi. O anda içimden geçen aslında uzanıp göğüslerini yalamaya başlarken parmaklarımla da kadınlığını heybetlime hazırlayıp güzelce becermekti. Ancak ben usulca bornozunun açılan kısmını örttüm. Üzerine de yorganı örterek odadan çıkacaktım ki bir anda Hale ile göz göze geldik. Hale duştan çıkmış, üzerindeki yaş sütyen ve kilodunu çıkarmış, tam bornozunu giymek üzere iken çırıl çıplak bana yakalanmıştı. “Kusura bakmayın, düşüncesizlik ettim” diye gülümsedi. “Yok. Önemli değil” diye yanıtladım. Alelacele bornozunu giyip önünü kapatmıştı Hale. “çok teşekkür ederim. Sizin için zor bir gece oldu” diye devam etti ben kapıya yönelirken. “Yok, mesele değil, fazla daha zor geceler yaşadım” diye yanıtladım ukalaca. “Yani bu gece farklı bir zor galiba. “ diyerek gözlerini pantolonumun önünden belli olan heybetlime yönlendirdi. “Yani… evet, benim için değil ama onun için zor bir gece oldu. Yapacak bir şey yok” diye yanıtladım. “Ben hem size hem de o’na fazla teşekkür ederim o zaman” diye cevapladı Hale. “Rica ederim, odama gidince kendisine teşekkürlerinizi elden iletirim” diye bir espri yaptım. Hale’nin hoşuna gitmişti bu cevap. “Hahahah, bu iyiydi gerçekten. Geceyi kurtaran cümle” diye güldü hafifçe. “Aslında gecenin kahramanı o, her ne kadar kendisini göremediysek de olduğu yerde iyi dayandı” diye devam etti. “Ona şahsen teşekkür etmek istesem, bu olası olur muydu acep bir sorar mısınız?” diye ekledi. “Olabilir tabi… şayet isterseniz sebep olmasın?” diye yanıtladım hınzırca. Yavaşça uzanıp heybetlimi avuçladı pantolonumun üzerinden birkaç kez sıvazlayarak. “yalnız biraz yüzsüzdür haberiniz olsun. Çok teşekkür edenin yüzüne tükürür” diye ekledim. Bu kez Hale kahkaha atmıştı. “Farklı bir karaktermiş. Yüzünü görebilir miyim?” diye sordu. “Tabi.. hatta ben aradan çekileyim, siz ikiniz sohbetinize devam edin” diye yanıtladım. Hale yavaşça pantolonumun fermuarını aşağı doğru sıyırdı. Belimdeki kemeri çözmeden kilodumu pantolonumun içinden aşağı doğru sıyırıp heybetlimi avcunun içine aldı. “Merhaba günün kahramanı. Sana teşekkür etmek istedim ” diyerek başına ufak bir öpücük kondurdu. “Sohbetimize biraz daha rahat bir yerde devam edelim mi?” diyerek aletimi sıkıca kavrayıp beni kapının önünden odanın içindeki tekli koltuğun önüne kadar getirdi. Pantolonumun kemerini çözüp bacaklarımdan aşağı düşmesini sağladıktan sonra beni koltuğa oturttu. Aletimi birkaç kez sıvazladıktan sonra “kendine adi iyi bakıyorsun anlaşılan.. iri, damarlı ve kaslısın… ve fazla sertsin…” diye mırıldandı ve yavaşça başını ağzının içine almaya başladı. Burnuyla derin birkaç soluk çektikten sonra ağzından çıkarıp “anlaşılan bu gece seninle tanışan bir tek ben değilim… sende diğer bir kadının kokusunu daha alıyorum” diyerek gülümsedi başını kaldırıp gözlerimin içine bakarken. “Evet, bu akşam ikinci tanışmasını yaşıyoruz” diyerek yanıtladım. “Hımm… buna karşın oldukça dirençlisin. Beni uğraştıracağa benziyorsun” diye gülümseyerek yine yumuldu aletime. Diliyle başını yalıyor, sağ eliyle sıvazlıyor, sol eliyle taşaklarımı yavaş yavaş okşuyordu Hale. “Yüzüme tükürmezsin değil mi” diye mırıldanıyordu arada. Oturduğum yerden Hale’nin bana yaptığı oral seksi izliyordum bütün ihtişamıyla. İki eliyle ani kavradı sonra. İki eliyle bana otuzbir çektirmeye başladı başına, tam deliğimin etrafını yalamaya devam ederken. “Böyle devam edersen yüzüne tükürmesi kaçınılmaz son olur haberin olsun” diye mırıldandım aldığım zevkle. “Ben de ona karar veremedim, yüzüme mi tükürse, yoksa derdini içini içime mi akıtsa” diye yanıtladı gözlerimin içine bakarak. Sonra yavaşça ayağa kalktı. Üzerindeki bornozu omuzlarından yere düşürdü. Dolgun göğüsleri, kadınlık sıvılarıyla parlamış kadınlığı, ak teni ile ayakta karşımdaydı şimdi Hale. Kendi etrafında bir tur attı önce. “Derdini bana boşaltmak ister misin?” diye seslendi heybetlime. Bu esnada ben de aletimi iki kez yukarı aşağı salladım hiç konuşmadan. “wayyy… gerçekten yanıt verdi” diye gülümsedi Hale. Arkasını dönüp yavaşça kucağıma oturdu. Islanmış kadınlık sıvıları ile kalçalarını ileri art devinim ettirerek aletimin üzerinde birkaç kez ileri art kaydı. Ellerimi beline uzattım önce. Yavaş yavaş okşayarak yukarılara doğru çıktım. Göğüslerine geldiğimde ise onları avuçlamadan sadece okşadım. Göğüs uçlarını işaret parmağım ile sevdim biraz. Sonra kafa parmağım ve işaret parmağımın arasına alarak hafifçe ezdim. Bu Hale’nin de hoşuna gitmişti. Elini uzatıp aletimi kavradı. Kadınlığının dudaklarına hizaladı ve üzerine oturmaya başladı. “Çok irisin ve sertsin…” diye inledi otururken. Bu arada ben de göğüslerini biraz daha sıkı okşamaya, yoğurmaya başladım. Yine de yavaş devinim ediyordum. Hale tamamını içine aldığında derinde bir yerlere dokunduğumu hissettim. “Dibine ulaşabilen bir tek sen oldun kuyumun” diye mırıldandı. Oturup kalkmaya başladı keyfince. Ben de ellerimle göğüslerini okşuyor, arada kendime doğru çekip sırtını, boynunu yalıyor, kulak memelerini ısırıp emiyordum. Boşalmaya yaklaşmıştım. Kafamı çevirdiğimde varlığını hepten unuttuğumuz His ile göz göze geldik. Anlamsız abes gözlerle bizi seyrediyordu. Umursamadım. Yoğun bir şekilde patlamaya başladım bir anda Hale’nin içine. Çok geçmeden o da rahatladı. Birkaç saniye daha kucağımda oturduktan sonra kalktı. Elini kadınlığına götürüp kapattıktan sonra banyoya gitti. Art geldiğinde elinde oteldeki traş havlularından biri ile kendini temizlemiş, diğerini ise bana uzatmıştı. Aletimin üzerindeki spermlerimi ve Hale’nin artıklarını güzelce temizledim. Ayağa kalktım ve kilodumu ve pantolonumu çekerek üzerimi düzelttim. Bu arada Hale de banyoda kendini temizlemiş, elini yüzünü yıkamıştı. Odanad çıkmak için kapıya yöneldim ve banyonun kapısında karşılaştık. “bu arada size de teşekkür ederim.” diye yanağıma ufak bir öpücük kondurdu. Tam çıkacaktım ki “Ben de bir gün teşekkür etmek istiyorum, mümkünse yarın olur mu?” diye seslendi Duygu.
“Tabi.. yarın için söz…” diyerek odadan ayrıldım.